- Dolar: 44.6676 - Euro 52.6576
EUR Alış: 52.6576
EUR Satış: 52.8686

KALDIRIMLAR

Yaşadığımız şehri daha güzel hale getirmek için pek çok şey yapabiliriz; daha güzel yollar, daha büyük hastaneler, daha büyük bir kütüphane, daha çok sanatsal aktivite… Tüm bunların yanı sıra yapabileceğimiz -ve nispeten daha kolay olduğunu düşündüğüm- bir şey daha var, yürümek! Birkaç gün önce kaldırımda yürürken park etmiş arabaların, kaldırımı kullanmaması gereken araçların, her an […]


  • Sonnur Baş - Kasım 10, 2021 -




Yaşadığımız şehri daha güzel hale getirmek için pek çok şey yapabiliriz; daha güzel yollar, daha büyük hastaneler, daha büyük bir kütüphane, daha çok sanatsal aktivite…
Tüm bunların yanı sıra yapabileceğimiz -ve nispeten daha kolay olduğunu düşündüğüm- bir şey daha var, yürümek!
Birkaç gün önce kaldırımda yürürken park etmiş arabaların, kaldırımı kullanmaması gereken araçların, her an gasp gibi tatsız bir olaya maruz kalma ihtimalinin ve aniden biten kaldırım sonucu araba yoluna çıkıyor olmanın verdiği gerilimle 10-15 dakikalık bir yolculuk geçirdim. Halbuki bu kaldırımda huzurlu bir şekilde yürümek benim hakkımdı. Çünkü şehirler bizim evimiz ve her insanın evinde güvenli ve rahat hissetmeye hakkı var. Peki, bunu daha çok yürüyerek nasıl yapacağız?
İşte tam da bu noktada devreye Amerikalı sosyolog Jane Jacobs giriyor. Kendisi bütün hayatını şehirler ve insanlar arasındaki ilişkilere adamış bir sosyal bilimci. Yazının ilerleyen kısımlarında, benim de çoğu zaman katıldığım fikirlerini sizlere aktarmaya çalışacağım.
Hızla artan şehirleşme sonucu merkezi planlama ile yukarıdan tasarlanan binalarımız, alışveriş merkezlerimiz, caddelerimiz, otoyollarımız gerçekten istediğimiz şeyler mi? Bu betonlar sokak aralarında çocukların oyun oynamasının, bir gece yan mahalleye yürüyüşe çıkabilecek olmanın, bir iş çıkışı sokağınızda oturup arkadaşlarınızla vakit geçirebilecek olmanızın önünü kesiyor olabilir mi?
Hiç sokağınızdan korktunuz mu?
“Kent korkusu” ya da “sokak korkusu” gibi kavramlar son yüzyılda hayatımızdaki yerini sağlamlaştırdı. Şehirler, insanların bina hayatlarını birbirine bağlayan mekanizmalara dönüştü. Şu cümlenin çeşitli varyasyonlarını çoğunuz duymuşsunuzdur: “Bu muhit pek tekin değil ama en azından iş yerime yakın.” İşte bu tekin olmayan muhitler evimizi iş yerine, iş yerini çocuğun okuluna, okulu yeniden eve bağlıyor. Ancak tüm bu bağlantılar esnasında bize huzurla zaman geçirebileceğimiz, hava alabileceğimiz, komşuluk ilişkilerini geliştirebileceğimiz fırsatlar sunmaktan çok uzak. Sadece uyumak için gidilen evler, gece “belli bir saatten sonra” ıssız olduğu için sadece gündüz yürünen sokaklar, kaldırımı olmadığı için otoban kenarından araba vızıltıları eşliğinde yolumuzu bulmaya çalıştığımız güzergâhlar artık hayatımızın terk edemediğimiz parçalarına dönüşmüş durumda.
Peki Jane Jacobs bu konuda ne diyor? Jane Jacobs sokaklardaki asayişi ve güvenliği sağlama görevini merkezi bir kuvvetten alıp tamamen mahalle sakinlerine veriyor. Şöyle bir örnek verelim: Yaşadığınız sokakta güvenli hissetmeniz için köşe başında polis olmasının çok da bir faydası yoktur. İlk başta güvenliği sağladığı düşünülse de, dışarıdan gelen ve doğal olmayan bu katkı, mahalle dinamiklerine olumlu bir katkıda bulunmaz. Kendi evinizde (mahallenizde) dışardan kontrol edildiğinizi, kendi düzeninizi başkasına teslim ettiğinizi çağrıştırır ve olumsuz olarak da stres seviyenizi arttırıp bu sokağa duyduğunuz güveni azaltabilir.
Şimdi bir sokak hayal edelim: Geniş kaldırımları var. Ebeveynler bebek arabalarıyla rahatça geziyor, yaşlılar diledikleri şekilde yürüyüşe çıkabiliyor. Park, bahçe gibi kamusal alanlar sayesinde çocuklar diledikleri gibi oynuyor, insanlar diğer mahalle sakinleriyle sosyalleşebiliyor. Sokakta dükkanlar ve mağazalar var ancak binaya değil, dışarıya dönükler. Yani esnafın her daim orada olduğunu hissedebiliyorsunuz. Yoldan geçerken onları görüyor, iletişim kurabiliyorsunuz. Böyle bir sokakta güvende hissetmek daha kolay değil mi?
Jane Jacobs tüm bunlardan yola çıkarak güvenli bir şehir inşa etmeye en çok mahalle sakinlerinin, yayaların ve kaldırımların katkı vereceğini söylüyor. Kaldırımı olmayan, üstüne araba park edilmiş kaldırımı olan sokaklar insanları sokaktan dışlayıp buradaki sosyal hayatlarını minimuma indirdiği için, tüm yerel yönetimleri bu konuda daha hassas olmaya davet ediyor.
Sanırım hepimiz rahatça yürüdüğümüz, gece gündüz demeden ailemizle ve arkadaşlarımızla vakit geçirdiğimiz geniş kaldırımlı sokaklarda yaşamak isteriz. O zaman şunu unutmamak gerekir: sokaklar bizim evimiz ve evimizin asayişinden sorumlu olanlar yine bizleriz!

"KALDIRIMLAR" Yorumları

  1. Müfit Demirkol dedi ki:

    Tamamen gerçekleri ifade eden bir yazı. Yazarı tebrik ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir





İlginizi Çekebilir