- Oktay Çayırlı
- Kasım 18, 2025
Yükleniyor...
… Yavaş yavaş bugünkü gençlerimizin ailelerini oluşturan kuşaklarımıza geliyoruz. Üçüncü kuşağımız 1965-1979 arasında doğan “X kuşağıdır”. Bu kuşak, geçiş kuşağı olarak da isimlendirilir. Dönemleri değişimler ile doludur. Kapitalizmin hissedilir etkisi, matematiksel zekanın öneminin artması, ekonomik gerilemeler, petrol krizi, ilk TV yayını, darbeler dönemi, Vietnam Savaşı, Ay’a ilk adım, ilk bilgisayar bu dönem içinde yaşanan önemli değişim alanları ve olaylarıdır. …
“Bir kuşağı, içinde yaşadığımız kuşağa ait yargılarla değil o kuşağın gerçekleri ile değerlendirmemiz gerekmektedir.”
Bir önceki yazımda paylaştığım cümlemin arkasındayım. Peki bunu nasıl gerçekleştirebiliriz? Bu sayıda kısaca kuşakların genel özelliklerinden ve dönemlerinin özelliklerinden bahsedeceğim. Çünkü bu özellikleri bilmemiz kendi kuşağımız dışında yer alanlara bakışımızı da değiştirecektir. Örneğin; 1 tane Dünya savaşının geride bıraktıklarını ve bir tanesini de bizzat görmüş bir kuşağı, gelecek kaygısının yüksek olmasından ve kanaatkâr olmasından dolayı yargılayamayız!
Bugünkü kuşak teorisine göre ilk kuşağımız 1925-1945 arasında doğan “Geleneksel Kuşak”tır. Evet yukarıda bahsettiğim kuşak bu kuşaktır. Birinci Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkisi altında dünyaya gelmişlerdir. Bir şeyleri anlamlandırmaya başladıkları yıllarda 1929 Büyük Buhran yıllarını geçirmişler ve takip eden yıllarda da İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasına tanıklık etmişlerdir. Birçoğu bu dönemi silah altında yer alarak geçirmiştir. Hemen hemen en iyi tanıklık ettikleri şey 1927 yılında başlayan ilk radyo yayını olmuştur. Ancak dönemin şartlarından dolayı radyo yayınının içeriğini de varın siz düşünün. Geleneksel Kuşak, genellikle döneminin şartlarından dolayı denge üzerine kurulu bir yapıları vardır. Gelecek kaygısını en üst düzeyde yaşamış bir kuşaktır. Lider gördüğü kişiye bağlılıkları yüksektir. Uzun süre aynı işte kalır ve o işte ömür boyu çalışmayı tercih ederler. Kanaatkardırlar ve çok çalışkandırlar. Gelenek ve kurallara bağlıdırlar.
İkinci kuşağımız 1946-1964 arasında doğan “Bebek Patlaması” kuşağıdır. İçinde yaşadıkları dönemin genel özelliklerine bakıldığında İkinci Dünya Savaşı’nın sonrasına tanıklık etmişlerdir. Radyonun altın çağı bu dönem içerisindedir. Bu dönemde 1000 kişiye 4 araba, 1000 kişiye 18 çevirmeli telefon düşmektedir. İlk yürüyen merdivenleri görmüşlerdir. Bebek Patlaması kuşağı alkışlanması gereken bir kuşaktır. Kuşağın özelliklerine bakıldığında topluma olumlu etkisi en fazla olan, toplumsal bilinci en yüksek ve en üretken kuşaktır. Kadın-erkek eşitliği ve ırk ayrımına karşı mücadele etmişlerdir. Bu kuşak için takım çalışması önemlidir. Kendi kendilerinin motive kaynaklarıdırlar ve takdir edilmeyi beklemezler. Bir önceki kuşak gibi çalışkan ve kuralcıdırlar. En iyi anlaştığı kuşak “Y Kuşağıdır”.
Yavaş yavaş bugünkü gençlerimizin ailelerini oluşturan kuşaklarımıza geliyoruz. Üçüncü kuşağımız 1965-1979 arasında doğan “X kuşağıdır”. Bu kuşak, geçiş kuşağı olarak da isimlendirilir. Dönemleri değişimler ile doludur. Kapitalizmin hissedilir etkisi, matematiksel zekanın öneminin artması, ekonomik gerilemeler, petrol krizi, ilk TV yayını, darbeler dönemi, Vietnam Savaşı, Ay’a ilk adım, ilk bilgisayar bu dönem içinde yaşanan önemli değişim alanları ve olaylarıdır. X kuşağı, sabırsız ve sonuç odaklıdır. Bireycilik bu dönemde önem kazanmıştır. Tek başlarına daha iyi çalışırlar. İş ve özel yaşam dengesine saygı gösterirler. Teknolojiyi zorunlu olarak kullanmaya başlayan kuşaktır. Çağa yetişemedikleri düşüncesi yüksektir. Bu yüzden “Y kuşağı” ile çatışmalar yaşamaktadırlar. Net geri bildirimleri severler. Özgüvenleri yüksektir. Yaşamak için çalışma fikrinin yaratıcılarıdırlar (anne-baba çalışmasından dolayı paspas altı anahtar dönemi).
Dördüncü kuşağımız 1980-2001 arasında doğan “Y kuşağıdır”. Gençlerimizin, anne-babalarını ya da öğretmenlerini oluşturan ve şekillenmelerinde yakından ilişkili olan kuşaktır. Körfez Savaşı’nı, Irak Savaşı’nı, SSCB’nin dağılışını ve 11 Eylül saldırılarını görmüşlerdir. Dijitalleşme, bu kuşak döneminde tohumdan hızlı bir şekilde filizlenmiştir. İnternet, iPod, cep telefonu ve Google hayatlarına girmiştir. Bu araçlara bağlı olarak Dünya, küresel bir boyuta geçmiştir. Bu kuşak ismini İngilizce “WHY” kelimesinden almaktadır. Türkçe olarak baktığımızda kelime “niçin” anlamına gelmektedir. “Nasıl Yani” söyleminin sahipleridir. Sorgulama düşkünüdürler. Otoriteyi reddeden bir yapıya sahiptirler. Küreselleşmeye başlayan dünyanın teknoloji dostu, internet uzmanı rahat çocuklarıdırlar. İşlerine eğlence katmayı severler. Grup çalışmalarını önemser ve akran görüşleri çok önemlidir. Bulundukları ortamlarda aksaklıkları fark eden ve bunları düzeltmeye istekli kişilerdir. İş hayatlarında esnekliği ve dönüt almayı severler. Kısa zamanda terfi beklerler. Eğitime çok yatkındırlar.
Son kuşağımız meşhur “Z kuşağıdır.” 2000 ve günümüz yıllarını kapsamaktadır. 2020 sonrası için “alfa, Z Plus” gibi isimlendirmeler de yapılmaktadır. Dönem özelliklerine bakıldığında insanlık tarihinde görülen dijitalleşme ve teknoloji en üst seviyededir. Yakın tarihe hitap etmesinden dolayı dönemde yaşanılanları tek tek saymayacağım. Kuşağın özelliklerine odaklanmakta fayda var. Z kuşağı, zihinsel ve psikolojik olarak hızlı gelişim göstermektedir. Ekip çalışmasına çok fazla uygun değillerdir. Bağımsızlığı savunurlar. İçe dönük bir dünyaları vardır ve çok kolay arkadaş edinemezler. Hayal güçleri ve özgüvenleri oldukça yüksektir. Her şeyin mümkün olduğuna inanırlar. Analitik düşünme yetenekleri dikkat çekici düzeydedir. Empati, bilişsel esneklik ve duygusal zekâları yüksektir. Müzik ve mizaha duyarlıdırlar. Teknoloji ve lüks onlar için bir ihtiyaçtır. Böyle bir dönemde doğdukları için bunu özel bir istek olarak görmezler. Çoklu ekran yönetimleri vardır. Aynı anda birden fazla ekran onlar için zorlayıcı değildir. Sanal ve sosyal ağlarda iletişim kurmayı tercih ederler. Bilgiye aç gibidirler. Öğrenme araçları genellikle dijital araçlardır. Süreç odaklıdırlar. Sonuca odaklanmazlar. Dikkat süreleri kısadır.
Eğri oturalım doğru konuşalım…
En başta kurmuş olduğum cümleye tekrar döndüğümüzde kuşakların saymış olduğum özelliklerini bilmek kuşak çatışması olarak karşımıza çıkan kavramın kontrolünü sağlamada bizlere yardımcı olacaktır. Bakış açımızı bu yönde yeniden yapılandırmak çözüm için önemli adımlardan biridir.
Yazı dizisinin asıl odağında olan Z kuşağının özelliklerini paylaştık. Baktığımızda bir çoğumuzun “Gerçekten böyle bir kuşak mı?”, “Bu özelliklerin bazıları benim bildiğim z kuşağında yok.”, “Ama benim öğrencilerim bu bahsedilenlerden çok farklı.” ya da “Ben 10 yıldır anne-babasıyım bazı özellikleri hiç benzemiyor.” şeklinde iç sesleri duyar gibiyim. Öncelikle bir önceki sayıda bahsetmiş olduğum kuşakların o dönemde doğan herkes için birebir aynı özellikleri taşımadığı gerçeğini hatırlatmak isterim. Çünkü sizler de hak vereceksiniz ki her çocuğun yetiştirilme şartları, ortamları benzer değildir. Kuşak teorisinin de bu özelliklerin hepsinin tüm kuşağa ait olacağını savunan bir tezi bulunmamaktadır. Kuşak teorisi aynı döneme ait bireylerin çoğunluğunun benzer özelliklere sahip olduğunu savunmaktadır.
Bir sonraki sayıda neden z kuşağının bazılarında yukarıda paylaştığım özelliklerin ağır basmadığını, bu durumu ortaya çıkaran sebepleri, z kuşağının bizlerden ne bekleyip ne beklemediğini ve onlar için gerek anne-baba gerekse öğretmenleri olarak neler yapabileceğimizi paylaşacağım.