- Oktay Çayırlı
- Kasım 18, 2025
Yükleniyor...
Biz 19 Mayıs’ız, 23 Nisan’ız, 30 Ağustos’uz, 29 Ekim’iz… Sen ve senin gibileri tanımıyoruz, siz kimsiniz?!
On Dokuz Mayıs kurtuluş günü, haydi haydi yürü ileri
Vardı Samsun’a Mustafa Kemal, haydi haydi yürü ileri
Samsun’dan Anadolu’ya bir güneş doğdu
Şahlandı ayaklandı halk düşmanı boğdu
Başladı büyük savaş sen de katıl arkadaş
Durmasın bu devrimler, dinmeden gözlerden yaş
Samsun’da başlayan savaş Samsun’da bitmez
Toplar da tüfekler de düşmana yetmez
Başladı büyük savaş sen de katıl arkadaş
Durmasın bu devrimler, dinmeden gözlerden yaş
Gün geldi On Dokuz Mayıs bir kıvanç oldu
Devrimler yürür el ele bir inanç oldu
Başladı büyük savaş sen de katıl arkadaş
Durmasın bu devrimler, dinmeden gözlerden yaş
On Dokuz Mayıs kurtuluş günü haydi haydi yürü ileri…
(19 Mayıs Marşı, Söz-Müzik Muammer Sun)
…
Bre hain!
Sen Atatürk’e duyduğumuz sevginin sadece heykellerinden ibaret olduğunu sandın ama çok yanıldın!
Bizim O’na olan sevgimiz fikirlerinedir, ilkelerinedir, kişiliğinedir.
…
Sen, Atatürk heykeline halat bağlayınca onu yıkarım mı sandın?
Çok yanıldın. Senin gücün ancak bu kadarına yeter, kalplerimize halat bağlamaya yetmez, anlayamadın.
…
“Atatürk heykellerine tahammülüm yok” demişsin. Cesaretin varsa sor bakalım, senin gibilere bu ülkenin tahammülü var mı, kaldı mı?
“Gönlümü rahatlatacağım” demişsin…
Senin gönlün nasır tutmuş, taşlaşmış, körleşmiş. Olmayan gönül rahatla(ya)maz öğrenemedin.
…
19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan zaferin ayak seslerini senin gibilerin fısıltıları bastıramaz.
Senin bağladığın o ucuz halatı, 19 Mayıs ruhuyla yaktığı meşalelerle koca Samsun bir araya gelerek küle çevirdi, göremedin.
…
Atatürk heykellerini Kâbe’ye çevirdiniz dediniz.
Bizler ‘Laiklik’ ilkesiyle yolumuzu aydınlattık.
Bizler din ve devlet işlerini hiçbir zaman ‘bir’ tutmadık.
‘Gösteriş’ için ibadet etmedik, ‘kula kulluğu’ yok saydık.
Dini, ‘çıkarlarımıza’ alet etmedik.
‘Din sömürüsü’ yaparak prim toplamadık.
Ama ne fayda sizin kıt aklınız bunu da anlamaya yetmedi.
…
Sen bir yerlerde sinsi sinsi, içindeki kirli kanı akıtmak için etrafına nefret tohumları ekerken; biz, “Bir güneş gibi aydınlatırız / Karanlık ufukları / Sevgi, saygı, umut doluyuz / Doğruluktur yolumuz” sözleriyle yeşerttik çocuklarımızın yüreklerini.
Sevgi tohumları ektik.
Hoşgörüyle büyüttük.
Saygıyla besledik.
…
Sen ve senin gibiler karanlık içinde kaybolmuş yol bulmaya çalışırken, bizler İzmir’in dağlarında çiçekler açtırdık.
Sen, karanlığın gücüne inanırken; bizler ‘altın güneş’in fikirleriyle aydınlandık, yol bulduk. Ve her fırsatta haykırdık; “Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa, Adın Yazılacak Mücevher Taşa”!
…
Sen neye inandığını, ne için mücadele ettiğini hiçbir zaman bilemeyeceksin.
Ama biz görmeden de sevilebileceğini, kişilerin fikirleriyle ölümsüzleştiğini öğrendik, gelecek nesillere de öğretmeye devam edeceğiz.
Anla artık!
Senin o büyük cüssen, küçücük bir çocuğun yüreğindeki Atatürk sevgisi ile dahi boy ölçüşemez, varlık gösteremez.
…
Kabul et, kabul edin artık!
Anlamsız çıkışlar, kin, nefret ve kötülükle şekillenen hainliğiniz bizim gözlerimizi kör edemez.
Biz Muğla’sıyla, İzmir’iyle, Erzurum’uyla, Afyon’uyla, Sivas’ıyla, Kütahya’sıyla, Kahramanmaraş’ıyla, Gaziantep’iyle ve yazamadığım tüm illerimiz ile sahiplendik Ata’mızı ve O’nun bize kazandırdığı değerleri.
Sizler zorbalıkla, tehdit ederek baskı kurmaya çalıştınız.
Bizler ise aynı çatı altında farklı diller, farklı dinler, farklı fikirlerle aynı sofraya oturmanın yüceliğini gösterdik.
Senin gibi birkaç çürük elma bizleri galeyana getiremez, midemizi bulandıramaz, birbirimize düşüremez.
…
Kabul et, kabul edin artık!
Tükürüklerinizi etrafa saça saça attığınız nidalar bizleri etkilemedi, bundan sonra da etkilemeyecek.
Biz 19 Mayıs’ız, 23 Nisan’ız, 30 Ağustos’uz, 29 Ekim’iz…
Sen ve senin gibileri tanımıyoruz, siz kimsiniz?!
…
Ve son olarak;
Asla unutmayın!
Siz bir avuçsunuz, biz TÜRKİYE CUMHURİYETİ’yiz…