- Dolar: 46.2137 - Euro 53.0772
EUR Alış: 53.0772
EUR Satış: 53.2898

Çevre Faturası

“Açık konuşayım. Sade yaşamayalım demiyorum. Ben de oldukça sade yaşıyorum ama fazla alışveriş yapmamak (ya da çok araç sürmemek, ya da çocuk sahibi olmamak) güçlü bir politik eylemmiş ya da çok devrimciymiş gibi de davranmıyorum. Çünkü değil. Bireysel değişim toplumsal değişime denk düşmüyor.”


  • Sonnur Baş - Şubat 18, 2022 -




Son yıllarda iklim krizi, çevre kirliliği, doğal afetler, sürdürülebilir gelecek konusunda artan bir kamuoyu mevcut. Reklamlarda, filmlerde, haberlerde, toplu taşımada, yolda yürürken bu konulara dair bir şeyler duymak ya da görmek mümkün. Kamu spotları açık kalan musluklar konusunda uyarıyor, bankalar temiz bir gelecek için çalıştıklarını vaat ediyor, belediyeler sürdürülebilir gelecek için eğitimler, zirveler düzenliyor. Bu konularda toplumu oluşturan her grubun sorumlulukları elbette farklı. Bireyler, şirketler, belediyeler, hükümetler ve sivil toplum kuruluşları farklı şekillerde bu sorunlara çözüm üretmeye çalışıyor. Ya da en azından çözüm üretiyormuş gibi görünmeye çalışıyor.
Çözüm üretiyormuş gibi görünmek tahmin edeceğiniz gibi dürüst olmayan bir yaklaşım. Bunu yapan bazı büyük oluşumlar, genelde iklim krizi ve çevre konusuna bireysel önlemlerle yaklaşıyor. Bireysel farkındalığı arttırarak, bir vatandaş olarak alabileceğiniz önlemleri anlatmaya çalışarak sorunların üstesinden gelebileceğimizi düşünüyorlar. Kıyafetlerinizi daha uzun süre giymeye çalışabilirsiniz, hatta ikinci el kıyafet alışverişini arttırabilirsiniz. Toplu taşımayı daha çok kullanabilirsiniz, plastik pipet kullanmayı bırakabilirsiniz, duşta geçirdiğiniz süreyi kısaltabilirsiniz. Geçtiğimiz yıllarda bazı ülkelerde “2 dakikadan az duş” kampanyası yapılmış, yağlı saçlarla dolaşmanın artık gurur duyulacak bir şey olduğundan ve iklim krizine karşı mücadeleye katkı vereceğinden bahsedilmişti. Bu tarz önlemler, tavsiyeler ve kampanyalar her gün her yerde karşımıza çıkabiliyor.
Peki, dürüst olmayan yaklaşım tam olarak nerede başlıyor?
Birkaç sene önce “Daha Kısa Duşları Unutun Gitsin” başlıklı bir yazı okumuştum. Başlığın bir miktar provakatif olduğu söylenebilir, ancak içerik itibariyle bahsettiği birkaç temel nokta var. Bir süredir bu konu üzerine düşünüyorum ve son yıllarda da fikirlerimin değiştiğini fark ettim. Bu iklim krizinden nasıl kurtuluyoruz, bireyler nerede, şirketler, hükümetler, sivil toplum kuruluşları nerede biraz detaylı kafa yormakta fayda var bence.
Yapılan araştırmalara göre, tüm dünyadaki karbon salınımının %70’inden sadece 100 şirket sorumlu. 100 adet şirket yönetimi, her gün uğruna onlarca önlem aldığımız karbon salınımı ekstrem boyutlara taşıyor. Yine geçmişte bazı büyük ve tanınır şirketlerin zaman zaman kamuoyu ile paylaştığı daha çevreci olma, karbon emisyonunu azaltma sözlerine neredeyse uymadığı gözlemlendi. Apple, Amazon, Google, Nestle gibi şirketlerin 2025, 2030 gibi yakın geleceklere dair verdiği sözlerin büyük oranda gerçekleşmeyeceği tahmin ediliyor.
Hatırlarsanız geçtiğimiz sene Meksika Körfezi’nde akıl almaz bir olay yaşanmış ve petrol boru hattından kaynaklı bir kaza sonucu okyanusta yangın çıkmıştı. Dünyamız şu aralar okyanusta yangınlar çıkaracak eylemlere maruz kalırken, faturalar biz sıradan bireylere fazlaca mı kesiliyor dersiniz?
Elbette ki bilinçlenmemizde herhangi bir zarar yok. Musluklarımızı kapatıyoruz, gereksiz ışıkları söndürüyoruz, israf etmiyoruz. Plastik tüketiminden kaçınalım, toplu taşıma kullanalım, mevsiminde meyve sebze tüketelim diyoruz. Çocuklara da bu şekilde öğretmeye, doğa dostu nesiller yetiştirmeye çalışıyoruz. Ancak dikkat etmemiz gereken bir nokta var ki kurtuluşun anahtarı evimizdeki musluklarda değil, keşke olsaydı.
Hükümetler, büyük şirketler, tanınmış iş insanları ve bazı sivil toplum kuruluşları bizden sürekli bu taleplerde bulunuyor. Örneğin geçtiğimiz hafta sonu Amerika’da “Super Bowl” etkinliği yapıldı. Bu etkinliği izlemeye özel jetleriyle gelmiş yüzden fazla iş insanı, sizin ömrünüz boyunca kapattığınız muslukları maalesef adeta sonuna kadar açmış oldu. Ya da başka bir örnek, geri dönüşüm. Çöp ayrıştırma için, çöp oluşturmamak için devletler ve belediyeler sıkı kampanyalar düzenliyor. Bir yıl boyunca buna sıkı sıkı uydunuz ve üstünüze düşeni yaptınız diyelim. Peki, çevre krizini çözdük mü? Hayır. Çünkü Amerika’da, oluşan atıkların sadece %3’ü belediyelerden gelen vatandaş atığına ait. Burada esas sorumlu kendi halinde yaşayan vatandaş değil. Ve asıl sorumluların kim olduğunu biliyoruz.
Sözlerimi, yazının başında da bahsettiğim “Daha Kısa Duşları Unutun Gitsin” yazısından bir kesitle sonlandırıyorum:
“Açık konuşayım. Sade yaşamayalım demiyorum. Ben de oldukça sade yaşıyorum ama fazla alışveriş yapmamak (ya da çok araç sürmemek, ya da çocuk sahibi olmamak) güçlü bir politik eylemmiş ya da çok devrimciymiş gibi de davranmıyorum. Çünkü değil. Bireysel değişim toplumsal değişime denk düşmüyor.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir





İlginizi Çekebilir

  • Oktay Çayırlı
  • Kasım 18, 2025
O AN…
  • Umut Milas
  • Ekim 28, 2025
İNADINA CUMHURİYET…
  • Umut Milas
  • Ekim 28, 2025
HİLAL UĞRUNA
  • Sevgi Kokun Çayırlı
  • Kasım 15, 2024
MİLAS’IN KİMLİĞİ ZEYTİN
  • Konuk Yazar
  • Kasım 15, 2024
BİLGE AĞAÇ