- Oktay Çayırlı
- Kasım 18, 2025
Yükleniyor...
İnsan sevdiği işi yapmalı özgürce ve özgünce. Katı kuralların, bürokrasinin, formalitenin ağır tanklarının altında ezilmeden. Ancak böyle olursa insanlar hem kendilerini hem işlerini hem de dokundukları insanları geliştirebilirler.
İnsan sevdiği işi yapmalı! Keyif aldığı, sırtında zorunlu bir yük gibi taşımadığı, işe giderken türlü maskeler takmadığı, hayatının doğal bir parçası olan işi yapmalı. Ancak böyle olursa sabahları omuzlarında kum torbalarıyla uyanmaz, saati defalarca erteleyip yataktan sürünerek çıkmaz. Böyle olursa işini layığıyla yapar, hem kendine hem de tüm insanlara hayatı kolaylaştırır.
İnsan sevdiği işi yapmalı ki emekle, istekle, özenle üretebilsin. Tüm baskılardan azade taze bir bahar sabahında uçuşan özgür bir kelebek gibi heyecanla çalışabilsin. Ancak böyle olursa toplumda mutlu bireyler, gülen yüzler (😀) çoğalabilir.
İnsan sevdiği işi yapmalı! Ancak emeğinin karşılığını, alın terinin her damlasının bedelini, harcadığı zamanın ederini alabilmeli. Onu rahat yaşatacak, “yarınlar” kaygısını kafasında barındırmayacak, hergün hergün hergün hesap yaptırmayacak bir para kazanabilmeli.
İnsan sevdiği işi seçebilmeli. Düşünerek, deneyerek, gözleyerek, okuyarak, danışarak hayatına nasıl devam etmek istediğine karar verebilmeli. Ekonomik zorunlulukların, kendini gerçekleştirememiş anne-baba baskısının, yanlış yönlendirmelerin gölgesinden uzak kararını verebilmeli. Ancak böyle bireylerin oluşturduğu toplumla sosyal, bilimsel, kültürel, ekonomik temelleri sağlam atılmış bir ülke inşa edebiliriz.
İnsan sevdiği işi yapmalı. Ancak biraz da kendi gerçekliğimize dönelim. Kaçımız sevdiğimiz işi yapıyoruz? Kimler özgürce, aklının, kalbinin sesini dinleyerek yapabildi meslek seçimini? Durup düşününce görüyoruz ki durum pek iç açıcı değil. Evet, insan sevdiği işi yapmalı ama öncesinde bunun eğitimini almalı, daha da öncesinde ömrünü neye adayacağının kararını verebilecek donanıma sahip olmalı. Ortalama 80 yıllık ömrümüzün 10 yılını çalışarak geçirdiğimiz düşünülürse aslında hiç de şansa, tesadüflere, şartlara bırakılmaması gereken bir durum meslek seçimi. Eğer ilkokuldan itibaren kendimizi geliştirmemize ve keşfetmemize fırsat veren, beynimize merak tohumları atıp hayaller kurmamıza imkân tanıyan bir öğretmenimiz olduysa; ortaöğretimde gösterilen hedef doğrultusunda koşan bir yarış atı değil de, ilgilerinin, merakının peşinden giden donanımlı birey olma yolunda sağlam adımlarla yürüdüysek; maddi imkânsızlıkların ayağımıza takılmasına izin verilmediyse; üniversite seçimimizi ekonomik şartları hiç aklımıza getirmeden devam eden eğitimimiz ve tercihlerimiz doğrultusunda yapabildiysek hedefe ulaşan şanslı azınlığın içindeyiz demektir.
İnsan sevdiği işi yapmalı özgürce ve özgünce. Katı kuralların, bürokrasinin, formalitenin ağır tanklarının altında ezilmeden. Ancak böyle olursa insanlar hem kendilerini hem işlerini hem de dokundukları insanları geliştirebilirler.
İnsan sevdiği işi yapmalı, yaşamını devam ettirmek, temel ihtiyaçlarını karşılamak için değil, “hayatını yaşamak” için!