- Dolar: 44.6676 - Euro 52.6576
EUR Alış: 52.6576
EUR Satış: 52.8686

Eğitimin Dönüşme Gerekliliği (2)

Sizler de kendinize ya da çocuğunuz varsa onun geleceği için sorun ve cevap aramaya devam edin. “İnsan (öğrenci, veli, öğretmen vb.) için en değerli bilgi nedir?”


  • Fatih Muhammet Köse - Mart 18, 2022 -




TÜBİTAK 53. Lise Öğrencileri Proje Yarışması’nın İzmir bölge sergisinden herkese merhaba. Öğrencilerimle birlikte hazırlamış olduğumuz projemiz bölge sergisine katılmaya hak kazanmıştı. Gazetemizin yeni sayısı çıktığı zaman belki de bizler aynı proje ile Türkiye finalisti olmuş olabiliriz. Umarım ilçemiz çocukları içinde motivasyon sağlayacak bir başarı elde ederek geri dönmüş oluruz.
Bir önceki sayımızdan yarım kalan XX. Geleneksel Eğitim Sempozyumu’nun içeriğinden derlediklerimi paylaşmaya devam edeceğim bu sayımızda da. Gelin kısa kısa diğer konuşmacıların da ana fikirlerine, almış olduğum notlar ve anladığım kadarıyla bakalım.
Prof. Dr. Sinan Canan “Yeni Dünyanın Cesur Eğitimi” başlıklı sunumunu gerçekleştiriyor. Yakın dönemlerde gelecek için öngördüğümüz tüm değişimlerin şimdi neredeyse geçmişte kaldığı mesajı ile çarpıcı bir giriş yapıyor. Pandemi döneminin de yardımıyla artık yeni dünyanın nasıl bir yer olacağını daha iyi görmeye başladığımızı ifade ediyor. Bu yeni dünyanın en belirleyici özelliği dijital olarak birbirine bağlanmış bir insanlık ağı ve o ağın arkasında bizler için çalışan yapay zekâ algoritmalarından oluştuğunu söylüyor. Böyle bir dünyada insanın aslında neye ihtiyacı olduğu sorusu her zamankinden daha önemli hale geldiğinin altını çiziyor. Bu konuda sosyal ilişkilerin ve sosyal yeteneklerin her zamankinden daha önemli olduğunu vurguluyor. Her şeyi bir kenara bırakarak “ne öğreteceğiz?” sorusunun cevabına bir an önce odaklanılması gerektiğini ifade ediyor. Verdiği çok güzel bir örnek bulunmakta. Biyolojik kökenlerimize değinerek harekete geçmek için bekleyen büyük bir kitlenin olduğunu hatırlatıyor. Şu şekilde açıklıyor bu kitleyi; atalarımızın avcı-toplayıcı olarak yaşadığı dönemde bir av hayvanının gelmesi ve avlama sürecinin başlaması DNA’mıza kodlanmış durumda diyor. Bugün çok fazla insanın değişim ve dönüşüm için bir şey olacak ve bu süreç başlayacak demesinin sebebinin de bu av hayvanını yani önümüze bir fırsat sunulmasını beklemesi olduğunu söylüyor. Ancak hemen ardından ekliyor ve diyor ki; avcı-toplayıcı dönemde değiliz artık. Harekete geçmek için fırsat bekleme döneminin bittiğini ifade ediyor. Verilen örnek aslında birçok öğrencimin ağzından rahatlıkla duyduğum cümleler. Bir şeyin hayatlarını değiştirmesini bekliyorlar sürekli.
Prof. Dr. Erhan Erkut “Eğitim Evriliyor Mu, Devriliyor mu?” başlıklı bizleri bolca düşünmeye sevk eden sunumunu anlatıyor. Tüm kurumlar hızla evrilirken, eğitim kurumlarının da bu hızlı değişimden etkilenmemesi mümkün olmayacağı ifadesi ile başlıyor. Bugün gerçekleştirilen kitlesel eğitimin artık toplumun beklentilerini karşılamadığını söylüyor. Çünkü bu sistemin amacının sanayi devrimi ile işçi yetiştirmek olduğu üzerinde duruyor. Doğru cevabı aramak yerine farklı cevaplar, farklı bakış açıları oluşturabilecek akıllı oyun kurucuların yetiştirilmesi gerektiğine inanıyor. Gayet açık bir şekilde ve üzülerek elimizdeki eğitim sisteminin geleceğin toplumu için gereken insan kaynağını oluşturmaktan aciz olduğunu aktarıyor. Ancak konuyla ilgili yalnız olmadığımızı ve tüm dünyanın eğitimde dönüşümün sancılarını yaşadığını açıklıyor. Bu konuda süreç yönetimini başarı ile ilerleten kurumlara mutlaka bakılması ve takip edilmesi gerektiğini bu kurumlardan örnekler vererek aktarımını sürdürüyor. Ve son olarak “eğitimciler için pek heyecanlı bir dönemdeyiz: ya altüst edileceğiz ya da altüst edilenlerden olacağız.” şeklinde ince bir mesaj bırakıyor.
Sempozyumun son gününde son konuşmacı olarak Prof. Dr. Soner Yıldırım sahneye çıkıyor ve “And Oscar Goes To…” başlıklı sunumuna yine her zamanki sakin ama etkileyici bir şekilde başlıyor. Öncelikle tarih boyunca eğitim sistemlerinin farklı ama olağanüstü koşullarca belirlenen krizler yaşadığını ifade ediyor. Ancak bunların en derin ve uzun olanlarından birisinin de Covid-19 salgını ile yaşadığımız kriz olduğunu söylüyor. Bu sürecin öğrenci, öğretmen ve toplum açısından kesinlikle küçümsenmemesi ve kısa sürede de atlatıldığı düşüncesine kapılınmamasını dikkatle vurguluyor. 2020 Mart ayından bu yana yaşananlar eğitim sisteminde sadece içerik ve yöntem sorgulamasının ötesinde var olmanın ve geleceğin sorgulandığı bir döneme dönüştüğünü anlatıyor. Bu yaşanan olağanüstü durum eğitim, öğrenme ve öğretme üçgeninde birçok şeyin “idrak” edilmesine olanak sağladığını söylüyor. Önümüzdeki yıllarda en talep görecek mesleklerin başında öğretmenlik mesleğinin geleceğinden bahsediyor. Ancak hangi fiziksel koşullar altında ve hangi yeteneklerle başarılacağı ise “idrak” etmemiz gereken olguların başında geldiğini ekliyor.
Eğri oturalım doğru konuşalım…
Bir önceki sayımızda ve bu sayımızda paylaşmış olduğum akademisyenleri uzun yıllardır takip ediyorum. Eğer yeni tanışma fırsatı olanlar varsa önceki dönemlerle karşılaştırma yapma olanağı yakalayamayabilirler. Sizler için ben bir karşılaştırma yapacak olursam paylaşmış olduğum akademisyenlerin pandemi ile belli bir kırılma noktası yaşadıklarını açıkça söyleyebilirim. Önceki söylediklerini değiştiriyorlar gibi algılanmasın. Tamamen değişen imkân ve şartlar doğrultusunda kendilerini güncellediklerine inanıyorum. Hal böyle iken odaklanmamız gereken en önemli noktaların neden bu dönüşüme ihtiyaç duyduğumuz ve dönüşümü nasıl yapacağımız sorularının olması gerekmektedir. Bu koşullarda panomada astığım bir soruyu sürekli kendime sormaya devam ediyorum. Sizler de kendinize ya da çocuğunuz varsa onun geleceği için sorun ve cevap aramaya devam edin. “İnsan (öğrenci, veli, öğretmen vb.) için en değerli bilgi nedir?”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir





İlginizi Çekebilir

  • Oktay Çayırlı
  • Kasım 18, 2025
O AN…
  • Umut Milas
  • Ekim 28, 2025
İNADINA CUMHURİYET…
  • Umut Milas
  • Ekim 28, 2025
HİLAL UĞRUNA
  • Sevgi Kokun Çayırlı
  • Kasım 15, 2024
MİLAS’IN KİMLİĞİ ZEYTİN
  • Konuk Yazar
  • Kasım 15, 2024
BİLGE AĞAÇ