- Oktay Çayırlı
- Kasım 18, 2025
Yükleniyor...
Bu seriyi yazarken amacım mucizeler yaratmak değildi. Tek amacım kuşakları kendi dönemleri içinde etkisi altında bırakan olayları hatırlatmak ve diğer kuşaklara bu özellikleri bilerek yaklaşmaları yönünde bir farkındalık oluşturmaktı. …
Bir önceki sayıda “Baktığımızda birçoğumuzun “Z kuşağı gerçekten böyle bir kuşak mı?”, “Bu özelliklerin bazıları benim bildiğim z kuşağında yok.”, “Ama benim öğrencilerim bu bahsedilenlerden çok farklı.” ya da “Ben 10 yıldır anne-babasıyım bazı özellikleri hiç benzemiyor.” şeklinde iç seslerini duyar gibiyim.” diye bir açıklama yaptım. Peki, bu gençler kendiliğinden mi bu şekilde yetişiyor? Anne-babalar olarak ya da çevresi olarak bizlerin hiç mi etkisi yok? O halde “Doğru Sorulara Doğru Cevaplar-2” yazımda yer verdiklerimi ve şimdi paylaşacaklarımı bir düşünelim. Düşünelim ki gençlerimizin beklenenin dışında yetişmesinin sebeplerini kısaca bir değerlendirelim.
Acı ama gerçek. Burada yazdıklarımın maalesef eksiği var fazlası yok. Bizler yetişkin olarak bunları yaptığımız sürece bahsetmiş olduğum Z kuşağı özellikleri farklı boyut almaya ve yazdığım özelliklerin dışına çıkmaya devam edecektir. Hatta bu sebeplerden dolayı gençlerimiz şişirilmiş egoya sahip, düşük öz saygı, yerle yeksan olmuş yeterlilik duygusu, bastırılmış kişilik, sağduyudan yoksun, karar vermekte zorlanan, problem çözme becerisi gelişmemiş, daha iyiyi yapma ve çabalama isteği düşük, sorumluluk almayan ve aileye bağımlı bireyler olarak karşımıza çıkacaklardır. Bu özellikler “benim bildiğim Z kuşağı önceki yazıda belirtilen Z kuşağı özelliklerini sergilemiyor” diyenler için tanımlanan Z kuşağı özellikleri olmaya devam edecektir.
Z kuşağını anlamamız onlara yardımcı olmak için önemlidir. Bu nedenle Z kuşağı için önem arz eden durumlar ve önem arz etmeyen durumlara kısaca değineceğim. Sonuçta geleceğimizi bu kuşağa teslim ediyoruz. Z kuşağı için iyi bir eğitim almak çok önemlidir. Dünyalarında yaratıcılık ve öznellik ön plandadır. Bireyselliği ön plana çıkarmaktadırlar. İfade özgürlüğü ve adalet onlar için değerli kavramlardır. Bilgiye kolay ve hızlı erişmeyi tercih ederler. Bizlerden çok fazla anlayış ve empati beklemektedirler. Bu durumlar Z kuşağı için önem arz ederken standart sosyal çevre ve meslekler onlar için önemsiz görülmektedir. Otoriteye ciddi direnişleri olmakta ve dışına çıkılamayan kurallara karşı olmaktadırlar. Fazla zaman isteyen işler, takım çalışması, genel geçer kurallar, yaratıcılığa izin vermeyen sosyal çevre ve iş çevreleri Z kuşağı için önemsiz kabul edilen bazı ana başlıklar içinde yer almaktadır.
Z kuşağına basit bazı yollar ile destek olabiliriz. Birkaç yolu burada paylaşacağım. Ancak artık Z kuşağının özelliklerini tanımladığımıza göre sizlerde yeni alternatifler bulabilirsiniz. Her şeyden önce Z kuşağı anlaşılmak istiyor. Bu nedenle onların kendilerini ifade edebileceği, kuşaklar arası etkileşimi yükseltecek “tersine mentorluk” gerçekleştirilebiliriz. Anlatacakları ve bizlerden çok daha iyi bildikleri konuların varlığı sizleri de çok şaşırtacağına eminim. Ve bu durumu gerçekleştirmek için çok çaba sarf etmenize gerek yok. Biraz kendinizi açıp samimi olduktan sonra kendiliğinden süreç devam ediyor.
Z kuşağını zihinsel ve psikolojik açıdan hızlı gelişen, çoklu ekran yönetimine sahip ve dikkat süreleri düşük olan bir kuşak olarak tanımladık. Bu durum çoğu zaman hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı süreçleri ile karıştırılmaktadır. Bu durumla ilgili olarak öncelikle mutlaka bir uzman görüşüne başvurmanızı tavsiye ederek her durumun da hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. O zaman Z kuşağının bu özelliğinin farkında olarak onları yavaşlatmak ya da engellemek üzerine değil “kendimizi hızlandırmak” üzere harekete geçebiliriz. Onların motivasyonlarını düşürmeden hızlı yönlendirme ve rehberliğimiz gelişimlerini daha da hızlandırabilir.
Son olarak Z kuşağı için biçilmiş kaftan olarak gördüğüm bazı yöntem ve tekniklerden bahsedeceğim. Bu kısım biz öğretmenleri çok yakından ilgilendirirken anne-babalarında yararlanabileceği bir kısım olacaktır. Z kuşağının süreç odaklı olması, analitik düşünme yeteneklerinin yüksek olması, bilgiye aç olmaları, bilişsel esnekliklerinin yüksek olması ve bu artı yönlerine karşılık problem çözme becerilerin düşük olması “proje tabanlı öğrenme”, “ters-yüz öğrenme” ve “dijital içeriklerden yararlanma” gibi yöntem ve teknikleri kullanmamızı ihtiyaç olarak karşımıza çıkarmaktadır.
Eğri oturalım doğru konuşalım…
Elimizde kaybolmamak için çırpınan bir kuşak bulunmakta. En azından ben bu şekilde düşünüyorum. Ama şu durumu da asla göz ardı etmemek gerekiyor. Yukarı gençlerimizin yanlış yetişmesine neden olan bazı maddeleri yazarken X ve Y kuşaklarının (özellikle x ve y kuşağının anne-baba ya da öğretmen olarak z kuşağını yetiştiriyor olması) kendi çekmiş olduğu zorlukları çocuklarına yaşatmamak için bu şekilde hatalara düşüyor olabileceklerini düşünmeden yazamadım. Çünkü her kuşağı kendi dönem özelliklerine göre düşünmek gerektiğini vurgulamıştık.
Bu seriyi yazarken amacım mucizeler yaratmak değildi. Tek amacım kuşakları kendi dönemleri içinde etkisi altında bırakan olayları hatırlatmak ve diğer kuşaklara bu özellikleri bilerek yaklaşmaları yönünde bir farkındalık oluşturmaktı. Bunun dışında özellikle Z kuşağı olarak adlandırılan gençlerimizi, geleceğimizi tanımak ve onlara destek olmak üzere bilinçli adımlar atmayı kolaylaştırmaktı. Umarım faydalı bir içerik oluşturabilmişizdir.
Bir sonraki sayıda, kurumumun desteği ile katılma fırsatı yakaladığım ve Türkiye Özel Okullar Derneği’nin organize etmiş olduğu “XX. Geleneksel Antalya Eğitim Sempozyumu”ndan bazı notlarımı paylaşacağım. Sempozyumun ana teması “eğitimin dönüşümü” olarak belirlenmiş olup beni asıl mutlu edenin daha önceki sayılarda yazmış olduğum konulara odaklanmış olmasıdır.