- Dolar: 46.2137 - Euro 53.0772
EUR Alış: 53.0772
EUR Satış: 53.2898

Peki Ya Diğerleri

Zorunlu eğitimin getirmiş olduğu amaca yönelik çalışmamız yok. Bu şekilde devam ettiğimiz sürece çocuklarımıza başarısızlıklarla dolu bir hayat sunuyoruz. Ortaokula geçecek öğrenci bursluluk sınavına maruz kalır birinci darbeyi alır. LGS’ye giriş için zorlanır başarısızlığı kabul eder. Yıkılmaz ama dağılır. Sonra YKS gelir. Bu sınavdan da başarısız olarak uğurlarsak nur topu gibi öğrenilmiş çaresizliğe sahip evlatlarımız olmaya devam eder.


  • Fatih Muhammet Köse - Nisan 23, 2022 -




Uzun zamandır yazmak istediğim bir konuya değinmek istiyorum bu sayımızda. Sizler için eğitim alanına farklı bir açıdan bakmanızı sağlayacak bir pencere açacağım. Aslında bu pencere ile ilgili çalışmaları bakanlık 1998-1999 ve 2012-2013 dönemlerinde gerçekleştirdi. Değişiklik yapıldı yapılmasına ama neler olacağı ve nasıl yönetilmesi gerektiği ile ilgili çok da açıklayıcı olunmadığını düşünüyorum.
“Bizim zamanımızda sınıftaki bütün çocuklar başarılıydı”, “O zamanlar sınıfın en gerisinde olan bile şimdiki çocuklardan daha çok şey biliyor”, “Biz okula severek gidiyorduk”, “Şimdiki çocuklar ders çalışmayı bile bilmiyor”, “O zamanlar eğitimde kalite vardı”, “Fen Liseleri ve Anadolu (Öğretmen) Liseleri bir ayrıcalıktı”, “Bizim zamanımızda bu imkânlar olacaktı ki…”. Bu söylemlerle eminim sık sık karşılaşmışsınızdır. Hatta iddia ediyorum bazılarını sizler de söylediniz. İçiniz rahat olsun hemen itiraf edeyim bu pencereden bakmadan önce ben de kullandım.
Bahsettiğim pencere aşağıdaki tablo. Eğitimde net okullaşma oranları. Eğitimde değişim ve dönüşüm çalışmalarının verimli ilerlemesi sağlıklı verilerin toplanması ve analiz edilmesi ile mümkün olabilmektedir. Veriye dayalı karar verme kapasitesinin ve kültürünün tam olarak oluşmadığı bir ortamda eğitime dair değerlendirmeler yukarıda örneklerini sıraladığım gibi kendi öğrencilik yıllarımızdaki deneyimlerin ötesine geçememektedir. (Eğitim alanının parametresi çoktur. Değerlendirmelerimizi yaparken diğer parametreleri göz ardı etmek doğru olmaz. Sizler de bu değerlendirmeyi okurken diğer parametreleri de gözden kaçırmamaya çalışın.)

Tablo: Ortaokul ve Lise Kademelerinde Yıllara Göre Net Okullaşma Oranları

*Zorunlu 8 yıl eğitime geçilmesinden dolayı ilkokul ve ortaokul verileri birleştirilmiş.
Kaynak: Milli Eğitim Bakanlığı, Strateji Geliştirme Başkanlığı, Resmi İstatistikler;
http://sgb.meb.gov.tr/www/resmi-istatistikler/icerik/64.

Milli Eğitim Bakanlığı, 1998-1999 döneminde 8 yıllık zorunlu eğitime geçişi gerçekleştirmiş. 2012-2013 dönemine gelindiğinde ise süreyi uzatarak zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarmıştır. Temel amaç olarak sadece eğitim almaya imkânları olanlarla devam etmek değil toplumun bütününü kapsayacak bir eğitim sağlamak olacaktır. Yazıya konu olan nokta da burada başlamaktadır. Bu amacın farkında mıyız? Bu amaca yönelik mi değerlendirme yapıyoruz? Bu amacı göz ardı etmeden mi programlar oluşturuyoruz? Bu amacı görmezden gelmeden mi okullar yönetiyoruz? Bu amacı merkeze alıp da mı öğretmenlik yapıyoruz?
Tabloya bakıldığında 1965 yılında her 100 ortaokul çağındaki çocuktan sadece 17’si ortaokul eğitimine ve sadece her 100 lise çağındaki gençten 10 tanesi lise eğitimine devam etmekte iken 2021 yılında her 100 ortaokul çağındaki çocuktan 89’u ortaokul eğimine ve yine her 100 lise çağındaki gençten 88 tanesi lise eğitimine devam etmiştir. Görüldüğü gibi okullaşma oranı istendik şekilde büyümüştür. Bu yolculuğa Milli Eğitim Bakanlığı da öğretmen sayısını artırma ve okul sayısını artırma şeklinde niceliksel olarak ayak uydurmaya çalışmış ve çalışmaya devam etmektedir. Peki ya nitelik? Nitelik boyutunda zorunlu eğitim ile ulaşmak istenilen amacı da kavrayabilmiş değiliz. Biraz açacak olursak 1960-70-80’li yıllarda daha çok imkân ve şartlar açısından avantajlı olanlar ortaokul ve lise eğitimi almaktaydı. Ne kadar doğru bir benzetme olur bilmiyorum ama neredeyse sadece eğitim almak için doğmuş çocuklar ile okullar devam etmekte idi. Ancak bugün eğitimin herkes için olması, ilköğretim ve ortaöğretimin amacının da işe veya yükseköğretime hazırlamanın yanında çağ nüfusuna temel yetkinlikler ve ortak beceriler kazandırmaya odaklı hale gelmesini gerektirmektedir. Biraz daha açarak netleştirecek olursam ortaokula ya da liseye devam eden her öğrenci yüksek akademik beklentiler ile sınav hazırlığı mücadelesi vermek yerine hayata hazırlanması için diğer alanlarda desteğimize ihtiyaç duymaktadır.
Peki, 2022 yılı itibariyle zorunlu eğitim ile hedeflenen amacın farkında mı ilerliyoruz? Rekabet ve çıktı odaklı bir yaklaşımla, çıktıları eksik ve yanlış değerlendirmek eğitimi geliştirme adına nelere odaklanacağımızı da yanlış yönlendirmektedir. Biraz açacak olursam eğitimin kalitesi ile ilgili değerlendirmelerde yanlış göstergeler kullanıp yanlış değerlendirmelere yöneliyoruz. Liselere giriş sınavını ve yükseköğretim kurumlarının sınavlarını düşünün. 2021’de LGS’de toplam ortaöğretim kontenjanının %10’una (174.160 kontenjan) yerleşebilmek için 1.038.492 öğrenci sınava girdi. Benzer şekilde 2021 YKS’de toplam 494.132 lisans kontenjanı açılırken sınava 2.416.974 öğrenci giriş yapmıştır. Bilindiği üzere iki sınav da sınırlı sayıdaki kontenjanlara öğrenci yerleştirmek üzere yapılan sıralama sınavı ve her iki sınava giriş için de herhangi bir önkoşul bulunmamaktadır. Yani zorunlu eğitim kapsamında okula gelen her öğrenci kaynaştırma öğrencisi olsa da, öğrenme güçlüğü olsa da, hatta bir uzman tarafından tanımlanmış zihinsel engele de sahip olsa bu sınavlara rahatlıkla girebilmektedir. Hadi şimdi rekabet ve çıktı odaklı bir yaklaşımla gerçek verileri göz ardı ederek 2021 LGS ve YKS sınavını değerlendirelim. Ne kadar çok sıfır çeken var değil mi! O zaman bu veri üzerinden de gelecek yılın sınav programlarına bakalım. Ne yapılması lazım? Daha fazla soru çözmek gerekir elbette! Burada tekrar zorunlu eğitimin amacını ve okullaşma oranlarını hatırlamak şart!
2021 LGS ve YKS sınavlarını olduk bitirdik. Herhangi bir ortaokul ya da lisede bulunan öğrencilerin gayet iyimser bir yaklaşımla %15’inin gelecekleri adına boş bir kontenjana yerleştiklerini düşünüyorum. Peki, 2021 LGS ve YKS sonrası geri kalan %85’e ne oldu? Bilişsel kapasite ve potansiyeli bakımından ilk %10-15’lik dilime girme olasılığı olmayan ve çok düşük olan öğrenciler de bütün yıl sınava hazırlık sürecine girmedi mi? Geri kalan %85’in bu sürece beklenti olmamasına rağmen benzer şekilde dahil edilmelerinin hiçbir pedagojik izahı bulunmamaktadır. Daha kötüsü son 30 yıldır yüzdesi bu kadar büyük kesim için herhangi bir girişimde de bulunulmamaktadır. Burada da tekrar zorunlu eğitimin amacını ve okullaşma oranlarını hatırlamak şart!
Eğri oturalım doğru konuşalım…
Türkiye’nin okullaşma oranlarını doğru okuduğumuz sürece sayfalarca değerlendirme yazma imkânımız olur. Ancak sayfamızın sınırlı fiziksel yapısı nedeniyle naçizane iki önemli değerlendirmeyi gözden kaçırmak istemedim. Yukarıda da belirttiğim üzere eğitim alanının parametresi çoktur. Her yeni veri girişi sonucu değiştirir. Ancak yapmış olduğumuz değerlendirmeleri değiştirecek yeni etki ve buna bağlı elde edecek, değerlendirecek verimiz yok. Üzücü olan kısım da burası. Zorunlu eğitimin getirmiş olduğu amaca yönelik çalışmamız yok. Bu şekilde devam ettiğimiz sürece çocuklarımıza başarısızlıklarla dolu bir hayat sunuyoruz. Ortaokula geçecek öğrenci bursluluk sınavına maruz kalır birinci darbeyi alır. LGS’ye giriş için zorlanır başarısızlığı kabul eder. Yıkılmaz ama dağılır. Sonra YKS gelir. Bu sınavdan da başarısız olarak uğurlarsak nur topu gibi öğrenilmiş çaresizliğe sahip evlatlarımız olmaya devam eder. Velilerimizden, yöneticilerimizden, öğretmenlerimizden tek isteğim çocuklarımızı tanımak için daha fazla çaba harcayalım. Gerçeklikten uzaklaşmadan önce onların seviyesine uygun aşabileceği engeller ile hayata hazırlayalım. Gerçeklikten uzaklaşırsak, onları tanımazsak LGS, YKS artık ismi ne olursa engel olmaktan ziyade bir duvar olur önlerinde. Bu duvarın altında bırakmayalım onları.
Son olarak sürecin bizzat şahitleri öğretmenlerimizdir ve ne kadar daha müdahale olmadan bu sistemi devam ettirebilirler tahmin edemiyorum. Yukarıdaki değerlendirmelerin bakış açınıza katkı sunmasını temenni ediyorum. Biliriz ki her öğretmen sınıf lideridir. Değerlendirmeler perspektifinden yola çıkarak sınav odağının dışında kalan %85 için yapılabilecek çok uygulamamız var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir





İlginizi Çekebilir

  • Oktay Çayırlı
  • Kasım 18, 2025
O AN…
  • Umut Milas
  • Ekim 28, 2025
İNADINA CUMHURİYET…
  • Umut Milas
  • Ekim 28, 2025
HİLAL UĞRUNA
  • Sevgi Kokun Çayırlı
  • Kasım 15, 2024
MİLAS’IN KİMLİĞİ ZEYTİN
  • Konuk Yazar
  • Kasım 15, 2024
BİLGE AĞAÇ