- Oktay Çayırlı
- Kasım 18, 2025
Yükleniyor...
Türkiye Cumhuriyeti bizlere Ata’mızdan armağan…
Anne babalarımızdan Ata’mızın bizlere bıraktığı değerlerin gölgesinde büyüdük, bu değerle büyütüyoruz kendi çocuklarımızı. İşte tam da bu noktada başımızı iki elimizin arasına alıp kendimizi çokça sorgulamalıyız. Çünkü çocuklarımızın sırtına kambur olacak, açıklamasını yapamayacağımız/yapamayacakları sözleri onlara “miras” bırakmak kendimize ama en çok da onlara yapacağımız en büyük kötülüktür.
Mazot pahalı, gübre pahalı, tohum pahalı dedi vatandaş; “Ekebildiğiniz kadar ekin maliyete bakmayın” dedi birileri.
Pide fiyatları el yakıyor dedi vatandaş; “Pide bayatlar, somun ekmek bayatlamaz” dedi birileri.
1915 Çanakkale Köprüsü için belirlenen geçiş ücretinin fiyatına tepki gösterdi vatandaş; “Köprüden geçemiyorsan yüzerek geç” dedi birileri.
Et ve Süt Kurumu’nda artan fiyatlara veryansın etti vatandaş; “Kurumun önünde uzun kuyruklar oluşuyordu, oluşmasın diye zam yaptık” dedi birileri.
Benzine zam geleceğini duyan vatandaş ne yapsın, cebindeki üç kuruşun hesabını yaparak benzin istasyonlarının önünde uzun kuyruklar oluşturdu; “Oluşan kuyrukların zamlarla alakası yok, sadece araç sayısı fazla” dedi birileri.
Elektriğe yüzde 127 zam yapıldı. Vatandaş ne yapacağını bilemedi çareyi tepki olsun diye faturalarını yakmakta buldu. “Kademeli elektrik faturalarına uygulanacak indirim sınırını aylık 150 kilovattan 210 kilovata çıkardık. Bir daha vatandaşı zora sokacak fiyat uygulaması yapmayız” dedi birileri.
*
Farklı zaman dilimlerinde “dilin kemiği yok” misali bir avazda söylenip gündem oluşturan sözlerden sadece bazıları yukarıda sıralananlar. İster 5 ay önce söylenmiş olsun, ister bugün… İster Ayşe söylemiş olsun, ister Ali… Kimin, nerede, ne zaman söylediği üzerine yazılmış bir yazı değildir bu çünkü.
Aslında bu yazıyı geçen sayımızda yayınlamak istiyordum ama zeytin memleketi Milas’ımızda yaşananları göz ardı etmek istemedim ve gündeme “Bir Küçük Zeytin Meselesi” başlığı atmayı tercih ettim. Vatandaşın çaresizliğine karşı “alay eder” gibi cevap veren kişilerin isimlerine yer verme gereksinimim de ortadan kalktı bu iki haftalık zaman diliminde. Çünkü şuna kanaat getirdim, bazıları her ne kadar “gaf” kelimesiyle söylenenlerin etkisini azaltmaya çalışsa da bana göre gerçek, vatandaşın küçük görülüp aklıyla dalga geçildiği, hatta ve hatta “insan” yerine konmadığıdır. Bu noktada bu tür sözleri ister A Partisi, ister B Partisi’nin milletvekili ya da görevi vatandaşa hizmet etmek olan herhangi bir kurumun yetkilisi söylemiş olsun verilecek cevap aynıdır değişmez benim için.
*
“İnsan yerine konmamak” ifadesi üzerine takılıp kalabilirsiniz, hatta bu ifadenin “ağır” olduğunu da düşünebilirsiniz. Unutmayın ki; insanca yaşamak, fırsat eşitliği, sağlıklı ve dengeli beslenme, temel ihtiyaçlarımızı giderme, sağlık hizmetlerinden eşit faydalanmak tüm insanlığın temel haklarıdır. Vatandaş ekmek pahalı, fırıncı un pahalı, çiftçi gübre/mazot pahalı diyorsa buna verilecek cevap “Pide alamıyorsan ekmek al. Pide bayatlar, ekmek bayatlamaz” değildir.
Açım diyen vatandaşa birer paket makarna ve çay vererek nasıl ki bir ömür karnını doyuramazsak, kinayeli laflarla da ne durumu değiştirebiliriz ne de vatandaşın halinden anlayabiliriz.
*
Bugün 23 Nisan. Büyük Millet Meclisi’nin açılış günü ve aynı zamanda Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Ömrümüz boyunca geleceğimiz olan çocuklarımız için didinip duruyoruz. Onlara iyi bir ahlak kazandırmak, iyi bir eğitim vermek, iyi bir meslek sahibi olmalarını sağlamak için dişimizi tırnağımıza katıyoruz. Hatta onların ileriki yaşantılarında rahat etmelerini sağlamak için ev, araba alma hayali kuruyoruz. Kimileri için bu öyle büyük bir hırs haline geliyor ki, mirası büyütmekle çocuğun mutluluğunu arttırmak gözünde eş değer hale geliyor.
*
Türkiye Cumhuriyeti bizlere Ata’mızdan armağan…
Anne babalarımızdan Ata’mızın bizlere bıraktığı değerlerin gölgesinde büyüdük, bu değerle büyütüyoruz kendi çocuklarımızı. İşte tam da bu noktada başımızı iki elimizin arasına alıp kendimizi çokça sorgulamalıyız. Çünkü çocuklarımızın sırtına kambur olacak, açıklamasını yapamayacağımız/yapamayacakları sözleri onlara “miras” bırakmak kendimize ama en çok da onlara yapacağımız en büyük kötülüktür.
*
Ve son söz olarak unutmayın ki ağlayan çocuğa “ağlama” diye bağırdığınızda o çocuk “susmaz”. Sesini daha da yükselterek ağlamaya devam eder. Günün sonunda hepimizin sıradan bir vatandaş olduğunu unutmayın ve mümkünse aklımızla oynamayın.