- Dolar: 48.1988 - Euro 56.0179
EUR Alış: 56.0179
EUR Satış: 56.2423

Para ve Mutluluk

… Özellikle ekonominin kötüye gittiği dönemlerde, para ve geçim sıkıntısı uğruna farkında bile olmadan ne kadar çok şeyden vazgeçtiğimizi ve bu durumu aslında hayatımızda yeni normal, yeni mutluluk olarak gördüğümüzü düşündüm. …


  • Sonnur Baş - Temmuz 28, 2022 -




Para mutluluğu satın alabilir mi? Paranın satın alamadığı şeyler var mıdır? Para ile huzur gelir mi? Bu tarz cümleler uzun yıllardır sorulan, herkesin kendine göre birtakım cevaplar sunduğu sorular. Kimimiz para olduktan sonra her şeyi elde edebileceğimize inanırız. Kimimiz ise paranın da bir limiti olduğuna, gerçek mutluluğu banka hesaplarında bulamayacağımıza inanır.
Ben genelde kendimi ikinci grupta hissederim. Zira hayatımda mutluluk veren pek çok kişi ve olayın para ile ilgisi yoktur. Ailemle zaman geçirmek, arkadaşlarımla oturup çay içebilmek, okul hayatında başarılı olmak gibi anların bana gayet yeterli bir mutluluk yarattığını düşündüğümde, para ile pek bir bağ bulamam. Hatta fazla para sahibi olmanın yeni sorumluluklar getirdiğini düşündüğümden “azıcık aşım kaygısız başım”cılar grubunda yer aldığımı rahatlıkla söyleyebilirim.
Ancak özellikle ekonominin kötüye gittiği dönemlerde, para ve geçim sıkıntısı uğruna farkında bile olmadan ne kadar çok şeyden vazgeçtiğimizi ve bu durumu aslında hayatımızda yeni normal, yeni mutluluk olarak gördüğümüzü düşündüm. Yoksulluk hakkında birkaç şey okurken, şöyle bir ifadeye rast gelmiştim: “Eğer etrafınızda yoksul bir insan varsa ve bu yoksulluğunu, geçim sıkıntısını problem etmiyorsa, bu yalnız başına direnmeye çalıştığı içindir. Bu insan artık yaşadığı ülkedeki siyasetçilerden ya da etrafındaki insanlardan hayatını değiştirecek bir destek gelmeyeceğinin farkındadır ve buna uygun savunma mekanizmaları geliştirmiştir. Yaşadığı hiçbir ekonomik sıkıntı onu kaygılandırmaz, artık karalar bağlamaz ve hepsine anında çözüm üretir. Artık yeni normal hayatının bu olduğunu düşünür.” Türkiye’de ve yakın çevremizde de elbette bu örneklere rastlamak mümkün. Örneğin elektrik faturasını ödeyemeyen bir vatandaş, çözüm olarak mahallesinde kaçak elektrik hattı çekmeyi uygun görüyor ve artık bu sayede evine elektrik girebildiği için eski hayatı aynen devam ediyormuş gibi yaşamına devam ediyor. Bu belki uç bir örnek elbette. Ama hepimiz hayatımızda küçüklü büyüklü feragatlar sergiliyoruz ve adeta bir savunma mekanizması olarak kullanıp “Ben böyle de mutluyum”u kendimize telkin ederek hayatımıza devam ediyoruz.
Bu konuda yapılan araştırmalar var elbette. Genelde araştırma literatüründe kabul gören yargı olarak paranın mutluluğu arttırdığına dair önemli çalışmalar var. “İnsanlar daha fazla para kazandıkça, refah duygusu artar.” Bu, Pennsylvania Üniversitesi Wharton Okulu’nun Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayınlanan bir araştırmasının sonucu.
Ama bu tarz araştırmaların bugünün konusu olduğunu düşünmüyorum. İlgilendiğim soru, bir bireyin maddi durumu değişiyorken -özellikle de alım gücü düşüyorken- bir savunma mekanizması olarak hayatındaki mutluluğu sabit tutmaya ve eski mutluluk seviyesine tutunma çabası. Fakirleşmeyi kabul etmek, bazı imkanlara yoksullaştığı için erişemediğini bilmek bazı insanlar için yaralayıcı ve kabul etmesi zor olabiliyor. Diyelim ki kahve gibi basit bir ürüne zam geliyor ve her gün bir kere de olsa kahve içerek keyif yapmayı çok seven bir insansınız. İlk etapta artık bu kahveyi satın alamayacağınız, hayatınızdaki mutlulukta bir eksilme olacağını hissetmek istemiyorsunuz. Onun yerine bazı günler “zaten zararlıydı”, “artık o kadar da içmek istemiyorum” gibi bahanelerle çay içmeye başlıyorsunuz ve bir yerden sonra kahvenin size getirdiği mutluluğu tamamen unutmuş, geride bırakmış, çay içerek çok mutlu olabilen bir insan olarak hayatınıza devam ediyorsunuz.
Belki tek cümle ile özetleyecek olursak cevap hala “para saadeti satın alamaz.” olabilir. Ancak maalesef içinde bulunduğumuz materyalist ve kapitalist tüketim düzeninde, para bizim savunma mekanizmamızdır. Paranın olmadığı yerde kendi mekanizmamızı kendimiz inşaa etmek zorunda kalırız ve farkında olmadan çok şeyden feragat ederiz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir





İlginizi Çekebilir

  • Oktay Çayırlı
  • Kasım 18, 2025
O AN…
  • Umut Milas
  • Ekim 28, 2025
İNADINA CUMHURİYET…
  • Umut Milas
  • Ekim 28, 2025
HİLAL UĞRUNA
  • Sevgi Kokun Çayırlı
  • Kasım 15, 2024
MİLAS’IN KİMLİĞİ ZEYTİN
  • Konuk Yazar
  • Kasım 15, 2024
BİLGE AĞAÇ