- Dolar: 44.6475 - Euro 52.6282
EUR Alış: 52.6282
EUR Satış: 52.8391

Sanat ve Hayat

Taa ilk insandan itibaren hayatımızda sanat. Atalarımız duvarlara basit resimler çizerek başlattılar medeniyeti, nesiller nesiller sonrasına mağara duvarlarına çizdikleri figürlerle ulaştılar. Biz de yüzyıllar sonrasına aynı yolla bir selam bırakacağız. Sanatla! Nedir sanat? Kaynaklara baktığımızda sanatla ilgili pek çok tanım çıkıyor karşımıza. Ressam Aslıhan Kaya’ya göre içinde bulunduğumuz çağda sanatı bir tanımla kısıtlamak doğru değil, […]


  • Özlem B. Seren - Ekim 29, 2021 -




Taa ilk insandan itibaren hayatımızda sanat. Atalarımız duvarlara basit resimler çizerek başlattılar medeniyeti, nesiller nesiller sonrasına mağara duvarlarına çizdikleri figürlerle ulaştılar. Biz de yüzyıllar sonrasına aynı yolla bir selam bırakacağız. Sanatla!

Nedir sanat?

Kaynaklara baktığımızda sanatla ilgili pek çok tanım çıkıyor karşımıza. Ressam Aslıhan Kaya’ya göre içinde bulunduğumuz çağda sanatı bir tanımla kısıtlamak doğru değil, sanatın ne olduğu sanatçısına göre değişiyor. “Sanatın yönü nereye yönelik olmalıdır?” ya da “Sanat nedir?”  gibi sorular için genel bir yanıt bulmak zorlaşıyor. Yine de tanım yapmak gerekirse Oxford Languages’a göre; bir duygunun, tasarımın, güzelliğin dışa vurumunda, anlatımında kullanılan yöntemlerin türüdür sanat. Sanat Terimleri ve Kavramları Sözlüğüne göre; insan zekasının doğayı işlemesi, kendi amaçlarına göre onu etkilemesidir. Marks’a göre; yaratıcı eylem, insanın ve doğanın karşılıklı etkileşiminin bir aşamasıdır. Tabii ki tanımları çeşitlendirmek mümkün. Peki, nedir sanatın hayatımızdaki yeri ve bize etkisi? Hiç düşündük mü bunu?

Biliyoruz ki hayat başlı başına bir mücadele! Yıllarca okuyup çalışıp iyi bir aile, iyi bir iş, güvenli bir yaşam elde etmek için uğraşıyoruz. Bu ortalama hayatın içinde hayal kırıklıkları, mutluluklar, mutsuzluklar, başarılar, başarısızlıklar, acılar, özlemler  var. Sınırlı zamanda -şanslıysak- ortalama bir ömür sürdürüyoruz ve göçüp gidiyoruz bilinmeyene. Peki, nasıl daha anlamlı hale getirebiliriz bu dünyadaki yolculuğumuzu? Nasıl küçük de olsa bir parmak izi bırakabiliriz tarihte?

-Elbette sanatla!

Sanatçılar deha düzeyindeki zekalarıyla var olana tepkilerini sanat aracılığıyla somutlaştırdılar. Her zaman da çağlarının önünde giden insanlar oldular. Pek çoğu yaşadığı dönemde değer görmedi, pek çoğunun sanatı çok sonra anlaşıldı. Ama vazgeçmediler. Goethe ‘Werther’le haykırdı aşkını, Picasso savaşı ‘Guernica’yla lanetledi,  Yaşar Kemal  ‘İnce Memed’ in ağzından anlattı bize Anadolu’yu,  Torosları, pamuk tarlalarını, sınıf mücadelesini… Vivaldi’nin tınılarıyla daha iyi hissettik kışın soğuğunu, baharın tazeliğini.

Sanat insanları; çirkini, acıyı, öfkeyi, iyiyi, kötüyü en ‘güzel’ şekilde anlattılar yüzyıllar boyunca bize. Belleklerimizde derin izler, kulaklarımızda tatlı melodiler, tenimizde bir ürperiş bıraktılar. Bazen kötüyle mücadele gücü verdi sanat bize, bazen mutluluğumuzu çoğaltma fırsatı. Bazen acılarımızı paylaşma imkanı verdi sanat bize, bazen adımızı sonsuzluğa yazdırma şansı. Eğitti bizi sanat, inceltti, törpüledi, geliştirdi. Yeri geldi Nazım’ın dizeleriyle ilan ettik sevgimizi, yeri geldi Sait Faik’le arşınladık İstanbul sokaklarını,  Cevat Şakir’in gözünden baktık Bodrum’a.

Toplumda şiddetin bu kadar artmasının, insan hayatının bu kadar ucuz olmasının, vasat altı hayat süren eğitimsiz insan kalabalığının sayıca bu kadar çok olmasının temel sebeplerinden biri de sanatsızlık, sanatın getirdiği iyileştirici gücün eksikliği, insan beyninin hamlıktan kurtulamaması. Ruhunu inceltemeyen insanlardan davranışlarını inceltmesini beklemek mümkün mü? Sanat gibi ‘hayat damarlarından biri eksik olan’ toplumlarda iletişim eksik, insanların çevreye duyarlılıkları eksik, empati eksik, farklı bakış açıları eksik, ruh sağlığımız eksik, biz eksiğiz, toplum eksik!

Yaklaşık elli milyon genç ve yaşlı nüfusun bulunduğu ülkemizde acaba kaç kişi geçmişten günümüze üretilen bu güzelliklerin farkında? Kaç kişi sanattan beslenerek hayatını renklendirip anlamlandırarak yaşıyor? Maalesef çok düşük bu oran toplumumuzda. Zorlu hayat koşusunda o kadar çok bariyer aşıyoruz ki sanatı, edebiyatı düşünecek halimiz mi kalıyor dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız ama işte tam da bu noktada ihtiyacımız var sanata. Okuduğumuz bir kitap, dinlediğimiz bir şarkı, izlediğimiz bir oyun kısa bir süre de olsa içinde bulunduğumuz keşmekeşten söküp alacak bizi bambaşka diyarlara götürecek ve inanın bu yolculuktan dönüşte saçlarınızda farklı renkler, kulaklarınızda hiç duymadığınız ezgiler, bakışlarınızda başka dünyalar, zihninizde bambaşka bakış açıları olacak. Özgürleşeceğiz. Sanatla içli dişli oldukça daha da özgürleşeceğiz. Sırf bu yüzden sanatla buluşmaya değer!

Evet hayat pahalı, alım gücümüz düşük, sanat bir lüks….! Kitaba verecek paramız yok, tiyatro zaten pek uğramıyor semtimize bizim ona gitmemiz gerekiyor, konser biletleri pahalı zaten çoğu Bodrum’da, sergi desen… çok uzak ihtimal! Adeta mahkum edilmişiz sanatsızlığa! Ben derim ki gene de bırakın mazeretleri bir kenara. Üçgen Park’taki, Halilbey Bulvarındaki heykelleri seyretmek bedava, Macar evlerine bakıp geçmişi hayal etmek bedava, bir Turgut Uyar şiiri okuyup ‘göğe bakmak’ bedava!

MERHABA.

"Sanat ve Hayat" Yorumları

  1. İpek ÖZEK dedi ki:

    Harika bir yazı olmuş.Sanat, gençliğe kadar bekletilmemeli.Daha küçük yaşta, okulöncesi çağdan itibaren çocuklar sanatla iç içe olmalı.Ayrıca ne güzel bir sözle bitmiş yazı,”göğe bakmak bedava…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir





İlginizi Çekebilir