- Dolar: 44.6676 - Euro 52.6576
EUR Alış: 52.6576
EUR Satış: 52.8686

Cebimizdeki Dünya

Şu anda bu yazıyı bir telefondan okuyor olma ihtimaliniz var. Yazıyı okumadan önce biraz sosyal medyada zaman geçirmiş; Facebook’ta tanıdıklarınızın paylaştıklarına bakmış, Instagram’da bazı fotoğrafları beğenmiş olabilirsiniz.


  • Sonnur Baş - Mart 2, 2022 -




Şu anda bu yazıyı bir telefondan okuyor olma ihtimaliniz var. Yazıyı okumadan önce biraz sosyal medyada zaman geçirmiş; Facebook’ta tanıdıklarınızın paylaştıklarına bakmış, Instagram’da bazı fotoğrafları beğenmiş olabilirsiniz. Peki, bugün kaç dakikanızı sosyal medyaya ayırdınız? Günde ortalama kaç saatinizi bu online mecralarda geçiriyorsunuz? Ve sizin gibi kaç milyon insan aynı anda, aynı mecralarda sizlerle birlikte erişilebilir oluyor?
“Sosyal medya” kavramının hayatımıza girişi çok yeni değil belki ama çokça endüstriyelleşmesini, yeni yeni meslek grupları meydana getirmesini, her yaştan ve gruptan insanın yer alabileceği bir ortama dönüşmesini yeni yeni deneyimliyoruz. Zira 2000’li yıllarından başından beri sosyal medyanın çeşitli ilkel formlarını deneyimledik. Hala daha zirve noktasına ulaşmadığı ise açık bir şekilde öngörülüyor. Şimdi yaşımız, mesleğimiz, ilgi alanımız ne olursa olsun sosyal medyada bir şeyler paylaşmak ve paylaşılanlardan geri kalmamak istiyoruz. Alternatif dünyamız sosyal medyayı daha iyi anlayabilmek adına bu yazıda online mecralarla ilgili bazı gerçekleri sunmaya çalışacağım.
Yapılan araştırmalara göre şu an dünya popülasyonunun neredeyse yarısı, %48’i düzenli olarak sosyal medya kullanıyor. Hala en yaygın sosyal medya mecrası Facebook. Zamanla Twitter, Instagram, Titktok gibi platformların hayatımızdaki yeri artsa da, Facebook bu konuda kalıcılığını korumaya devam etmekte.
Elbette yetişkin nüfusun yanı sıra, bu dünyaya onlardan çok daha entegre bir genç nüfus yetişmekte. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, gençlerin %85’i düzenli olarak sosyal medyayı kullandığını söylüyor. Genç nüfusun giderek artan sosyal medya kullanımı, tahmin edeceğiniz gibi potansiyel sorunları ve fırsatları da beraberinde getiriyor. Eğer bilinçli bir kullanıcı olunursa, sosyal medyanın zararlı olduğunu, insana bir şey katmayacağını iddia etmek herhalde anlamsız olur. Hepimiz için günün sonunda fayda sağlayabilecek (eğlenmek, öğrenmek, kişisel gelişim) platformlar mevcut. Ancak her yaşta geçerli olmak üzere özellikle küçük yaşlardaki kullanıcılar için siber zorbalık, kötüye özendirme gibi konularda ekstra önlem alınması şart.
Sosyal medyada yer almanız için aktif olarak içerik üretmeniz şart değil. Paylaşımları görmek, beğenmek, yorum yapmak, diğer insanlarla bu paylaşımlar üzerinden iletişime geçmek; kısacası “etkileşim” yaratmak da online mecraların önemli bir parçası. Gerek doğrudan paylaşım yapıyor olalım, gerekse paylaşımlarla “etkileşiyor” olalım, çok dinamik ve hızlı akan bir dünyadan bahsediyoruz. Sadece bir dakikada Instagram’da 2 milyona yakın gönderi beğeniliyor. Yani sadece 60 saniye içinde, 2 milyon kez “beğen” tuşuna basılmış oluyor. Buna benzer ucu bucağı olmayan istatistikler aslında internet dünyasının tamamı için geçerli. 1 dakika içinde internette Facebook’ta 4 milyona yakın gönderi beğeniliyor, Youtube’a 300 saatlik video yüklemesi gerçekleşiyor, Netflix’te 100 bin saatlik içerik izleniyor, Twitter’da 350 bine yakın tweet atılıyor. Bu denli yüksek aktivite oranı varken de doğal olarak hayatımıza başka bir kavram giriyor: trend ve akımlar.
Sosyal medya artık kendi geleneğini, alışkanlıklarını yaratacak kadar geniş ve kapsayıcı bir platform. Herhangi bir ülkede başlamış bir “akım” sadece saatler içinde Türkiye’ye gelebiliyor, elbette yolda gelirken de kültürel olarak küçük değişimlere uğrayarak adapte oluyor. İşi gereği sosyal medyada etkileşim yaratmak zorunda olanlar bu akımları takip ederek çok konuşulan, çok paylaşılan ögeleri bulup kendi ürünlerini bu akımlar üzerinden pazarlıyor. Yine aynı şekilde influencerlar, Youtuberlar, ya da en geniş tabirle sosyal medya içerik üreticileri de hızlı davranarak akımlara katılmak ve günceli yakalamak istiyor. Zira bu çok hızlı akan dünyanın bir diğer sonucu, var olan alışkanlıkların ve trendlerin de çok hızlı değişiyor olması. Hem üretici hem de tüketici olarak sosyal medyada konuşulan, “bu ara herkes şunu paylaşıyor” denilen ne varsa görüyor, takip ediyor, bizler de bir şekilde katkı sağlıyoruz. Sonra hep birlikte o trendin geçmesini, yeni bir trendin başlamasını gözlemliyoruz. Bu akışa adapte olmanın en kolay yolu sosyal medyanın artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olduğunu kabul edip bilinçli bir şekilde “içerik tüketicisi” olmaya çalışmak. Yazının başında da bahsettiğim gibi her türlü manipülasyon, siber zorbalık, şiddet unsurunu en aza indirgeyerek ve kişisel önlemlerimizi alarak, sosyal medyada geçirdiğimiz zamanı çok daha kaliteli ve keyifli bir hale getirebiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir





İlginizi Çekebilir

  • Oktay Çayırlı
  • Kasım 18, 2025
O AN…
  • Umut Milas
  • Ekim 28, 2025
İNADINA CUMHURİYET…
  • Umut Milas
  • Ekim 28, 2025
HİLAL UĞRUNA
  • Sevgi Kokun Çayırlı
  • Kasım 15, 2024
MİLAS’IN KİMLİĞİ ZEYTİN
  • Konuk Yazar
  • Kasım 15, 2024
BİLGE AĞAÇ