- Dolar: 44.9535 - Euro 52.6065
EUR Alış: 52.6065
EUR Satış: 52.8173

“Zeytin İçin Adalet… Akbelen İçin Adalet…”

“Sayısız nebatat arasında zeytin ağacının yeri birçok medeniyet ve kültürde benzersizdir ve çok kıymetlidir. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de de zeytinle alakalı birçok ayet vardır. Zeytin, ne sadece bizim neslimize aittir, ne de önceki nesillere aittir; bizden önce de vardı, bizden sonra da olacaktır.”


  • Umut Milas - Nisan 2, 2022 -




İYİ Parti milletvekilleri ve ilçe yönetimi, Akbelen’de yapılan zeytin ağaçları kesimi ve Türkiye gündemine oturan kesim çalışması olayları nedeniyle basın açıklaması düzenledi.
İYİ Parti Yerel Yönetimler Başkanı ve Milletvekili Prof. Dr. Metin Ergun başkanlığında Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, Isparta Milletvekili Aylin Önder Cesur, İstanbul Milletvekili Ümit Beyaz, İYİ Parti Milas İlçe Başkanı Kasım Özkan ve parti yönetimi Akbelen Ormanı’na gitti.
Akbelen Ormanı’nda nöbet tutan vatandaşların yaşadıklarını dinleyen, onların sesine kulak veren milletvekilleri ve parti yönetimi termik santrallerin insan sağlığına olan etkilerinden yakınan vatandaşların her zaman destekçisi olacaklarını belirtti.
“TÜRK HALKININ SOYUNU SOPUNU KURUTUYORLAR”
Gönüllü Avukat İsmail Hakkı Atal, kendilerini ziyarete gelen heyete termik santrallerinin insan sağlığına zararlarından bahsederek “İnsanlar kanser tedavisi görüyor. Yapılan çalışmalar sonucunda termik santrallerdeki asit yağmurunun insanları kısırlaştırdığı da ortaya çıktı. Neredeyse artık her köşe başında bir tüp bebek merkezi var. Net olarak görüyoruz ki, bunlar Türk halkının soyunu sopunu kurutuyorlar” dedi.
SÖZDE ‘KAMU YARARI’ VAR DİYE MEŞRULAŞTIRMAK İSTEMEKTEDİR
İYİ Parti Yerel Yönetimler Başkanı Muğla Milletvekili Prof. Dr. Metin Ergun tarafından Akbelen Ormanı’nda yapılan açıklamada, “İktidar bu rant ve talan siyasetini sözde ‘kamu yararı’ var diye meşrulaştırmak istemektedir. Burada kamu yararı yok. Bunun arkasında sadece iktidarın gözü dönmüş rant ve talan sevdası ve şirketlerin üretim maliyetlerini düşürme politikası vardır” denildi.
“GÖZLERİNİ ORMANLARA VE ZEYTİNLİKLERE DİKTİLER”
Milletvekili Prof. Dr. Metin Ergun tarafından okunan açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“Bizim vatanseverlik anlayışımıza göre, vatanını seven bir insan; insanını da, toprağını da, tabiatını da, ağacını da sever. Tüm bunlara saygı gösterir. Vatansever ve milliyetçi bir anlayış, memleketimizin zenginliklerine, suyuna, toprağına ve ağacına düşmanlık etmez. Vatanın zenginliklerini talan etmez, ettirmez. Ama gelin görün ki, kendilerinden sürekli olarak “yerli ve milli” diye bahseden iktidar mensupları, memleketin zenginliklerine yönelik adeta bir kötülük ajandaları varmış gibi hareket ediyorlar. Sürekli olarak “acaba ne yapabiliriz de ülkemizin zenginliklerine, doğal güzelliklerine zarar veririz, bunları nasıl yağmalatırız” diye hareket etmektedirler. Memlekete açıkça zarar verecek olan bu kararlara yönelik en ufak bir eleştiride ise muhataplarını “bunlar yatırımlara karşı” diye itham ediyorlar. Son 1 ayda aldıkları kararlardan gözlerini ormanlara ve zeytinliklere diktikleri anlaşılmaktadır. Açıkçası iktidarın; zeytin üreticilerinin derdiyle dertlenmesi gerekirken, neden İtalya veya Yunanistan kadar bu sektörden para kazanamadığımızı düşünmesi gerekirken, tamamen ranta ve talana odaklandığını görmekteyiz. Bu talan anlayışını ne vatanseverlikle, ne yerlilikle, ne de millilikle bağdaştırmak mümkün değildir. Vatansever bir anlayış; zeytinlikleri, ormanları ve sit alanlarını yağmalattırmaz, tam aksine tüm zenginliklerimizi korur ve bunları geliştirmenin yollarını arar.”
“BİZDEN ÖNCE DE VARDI, BİZDEN SONRA DA OLACAKTIR”
Sayısız nebatat arasında zeytin ağacının yeri birçok medeniyet ve kültürde benzersizdir ve çok kıymetlidir. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de de zeytinle alakalı birçok ayet vardır. Zeytin, ne sadece bizim neslimize aittir, ne de önceki nesillere aittir; bizden önce de vardı, bizden sonra da olacaktır. Bu noktada ifade etmeliyim ki, zeytinin ne kadar önemli olduğunu en iyi Muğlalı hemşerilerimiz bilir. Muğla yöresinde zeytin, uzun ömürlü olduğu için evladiyelik bir ağaç olarak dikilir. Çünkü zeytin Muğla yöresinin tüketim alışkanlıklarında ve tarımsal üretiminde binlerce yıldır çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu bölge zeytin ağacı sayısıyla, zeytin ve zeytinyağı üretimiyle Türkiye’nin en önde gelen illeri arasındadır. Zeytin asırlardır bölge insanının ana geçim kaynağıdır. Bu bölgenin zeytin ağaçları klasik türlerdir ve iki bin-üç bin yıl yaşarlar. Nitekim Milas’ın zeytinyağı birkaç yıl önce AB coğrafi işaretini almıştır. Dolayısıyla zeytin ağacına, zeytinliklere zarar verebilecek en ufak bir girişime karşı büyük bir hassasiyet göstermemizin sebebi budur.
ORMANLARI, ZEYTİNLİKLERİ YOK ETMENİN NERESİNDE HANGİ KAMU YARARI VARDIR?
Bildiğiniz gibi, 1 Mart tarihinde Resmî Gazete’de bir yönetmelik değişikliği yapılmıştır. Barışın, bereketin ve ölümsüzlüğün sembolü olan zeytinlikler; bu yönetmelik değişikliği ile geçen yüzyılın demode anlayışıyla ve eski teknolojisiyle yapılan vahşi madencilik faaliyetlerine açılmış ve adeta kurban edilmiştir. Çağımızda çevreyle dost, ekolojiye ve tabiata zarar vermeyen yol ve yöntem varken, bu şekilde vahşi yöntemlerle enerji üretme konusundaki ısrarın rant ve talan dışında hiçbir açıklaması yoktur. Enerji üretim maliyetini düşürmek için zeytinliklerimiz feda edilmiştir. Üstelik söz konusu bu değişiklik, ne hazindir ki, hukuka aykırı bir şekilde yapılmıştır. Bu yönetmelik değişikliği yapılırken, Anayasa’ya ve 3573 Sayılı Kanun’a aykırı hareket edilmiştir. Yani Anayasa’nın ve Kanun’un koruması altında olan zeytinlikler yönetmelik değişikliğiyle madenciliğe ve talana açılmıştır. Bu hukuka aykırı düzenlemeden sonra Kanun’un “3 kilometre dahi yaklaşamazsın” dediği zeytinlikler, büyük bir tehdit altına girmiştir. Nitekim son günlerde burada yapılanlar bu durumun ispatı niteliğindedir. İktidar ise bu rant ve talan siyasetini sözde “kamu yararı” var diye meşrulaştırmak istemektedir. Buradan tüm Türk kamuoyuna sesleniyorum. Ormanları, zeytinlikleri yok etmenin neresinde hangi kamu yararı vardır? Maalesef hiçbir yararı yoktur. Bunun arkasında sadece iktidarın gözü dönmüş rant ve talan sevdası ve şirketlerin üretim maliyetlerini düşürme politikası vardır. Rant ve talan uğruna bu ekolojik zenginliklerimize kıymaya değer mi?
“BU DOĞA CİNAYETİNİN ÜZERİ ÖRTÜLÜR MÜ?”
“Söktüğümüz zeytinleri tekrar eski yerine dikeceğiz” veya “ne kadar sökersek aynı sayıda zeytin ağacı dikeceğiz” demekle bu doğa cinayetinin üzeri örtülür mü? Maalesef örtülmez. 1 Mart tarihinde yapılan düzenleme, doğaya ve gelecek nesillere karşı işlenen bir suç olarak tarihe geçecektir. Biz İYİ Parti olarak, zeytinlikleri ranta ve talana açan bu yönetmelik değişikliği ile ilgili olarak derhal yargıya müracaat ettik. Yapılan bu değişikliğin yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay’a başvurup dava açtık. Ne yazık ki, şirket bilindiği gibi yargı kararını beklemeden zeytin ağaçlarını talana başlamıştır. Zeytinliklerimiz daha fazla talan edilmeden, Danıştay’ın hızlı bir şekilde kararını vermesini ve zeytinliklerimizin kurtarılmasını bekliyoruz.”
“ASIRLIK ZEYTİN AĞAÇLARINA KIYMAYIN”
Ormanları ve zeytinlikleri talan edecek olan bu kıyımı, akılla, mantıkla veya kamu yararı ile izah etmek mümkün değildir. Asırlık zeytin ağaçlarını, ormanlık alanları yok edecek bu girişimlerin tek bir açıklaması vardır. O da iktidarın rant ve talan konusunda doymak bilmez bir iştahı; yandaş şirketleri kayırmak için doğamızı bile kurban etme anlayışıdır. AK Parti iktidarı ve AK Parti’nin yandaş şirketleri her gün bir doğal güzelliği, tabiatın bir hazinesini ranta kurban etmenin derdindedirler. Rant ve talan söz konusu olunca hiçbir kural ve kanun tanımayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Açık ve net söylüyoruz; İktidarın bu talan siyaseti bu şekilde devam edecek olursa; gelecek nesillere doğal, tarihi ve kültürel anlamda bırakabileceğimiz bir miras kalmayacaktır. Biz her şeyden önce bunun endişesi içerisindeyiz. Bu yüzden herkes şundan emin olsun ki, Biz İYİ Parti olarak; hem zeytinliklerimizin, hem de ormanlarımızın geçmiş yüzyılların vahşi madencilik anlayışıyla yağmalanmasını ve talan edilmesini engellemek için elimizden geleni yapacağız. Gerek hukuki olarak, gerek siyasi olarak sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu rant, talan ve yağma girişimini durdurmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Buradan, mevcut iktidara bir kez daha sesleniyorum: Asırlık zeytin ağaçlarına kıymayın, Türkiye’nin bu cennet beldesini daha fazla mahvetmeyin diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir





İlginizi Çekebilir