- Oktay Çayırlı
- Kasım 18, 2025
Yükleniyor...
Zaman…
Kimine geçmek bilmeyen, kimine yetmeyen…
Bazen geçmesin diye dua edilen, bazen bitsin artık dedirten…
Bize unutulmayacak güzellikler, unutulmayacak acılar bırakan…
O anda çakılmak istediğimiz, o ana bir daha dönmek istemediğimiz izler taşıyan…
Göğe çıkaran, yerin dibine sokan…
Ve…
Her şeye rağmen ilaç olarak tabir edilen…
*
Zaman içerisinde elimizde kalanlar ve elimizden kayıp gidenler var bir de. Elimizde kalanlara sımsıkı sarılırken, kayıp gidenlerin acı tatlı izlerini taşıyoruz yüreğimizde. O izler belki de bizi biz yapan, bize değer katan, geleceğimize ışık tutan.
Öyle izler ki onlar, bazılarına göre bolca pişmanlık içeriyor, bazılarına göre ise şükür sebebi.
Neresinden bakarsak bakalım zaman da hayatın kendisi gibi çetrefilli.
*
Zaman içerisinde yaşanılan iyi kötü ne varsa sarıp sarmalamak gerekiyor sanırım. Çünkü mutlu anlarda çakılıp kalmak yüzümüzde tebessüm oluştursa da bazen de gerçekleri görmemizin önündeki en büyük engel olmakta. Yanlışlarımıza da sahip çıkma becerisine sahip olduğumuz gün belki daha da mutlu olacak, hayatı kucaklayacağız. Ya da sorgulamamız gerekiyor; bu yanlışlar kime göre yanlış, kime göre doğru!
Başkalarına doğru gelen bize yanlış gelemez mi, ya da başkalarının yanlışı bizim doğrumuz olamaz mı?
Bize şimdiye kadar öğretilen tabular arasında sıkışıp kalmış ve kendi doğrularımızı özümseyememiş olamaz mıyız?
Belki de doğru bildiklerimiz bir zaman sonra bir bakmışız en büyük yanlışımız olmuş. Bu da olabilir elbette.
*
Sevgimiz, zevklerimiz, değerlerimiz zaman içerisinde değişemez mi ya da bitemez mi? Bittiğinde kötü mü oluyoruz? Ya da sessiz kaldığımızda her şeyi kabul etmiş mi oluyoruz? Bir boyun eğiş midir zaman ya da bir direniş, haykırış mı?
*
Hayat ve zaman birbirine paralel akıp gidiyor. Biri diğerinin önüne asla geçmiyor. Anın tadını çıkarmak çok kıymetli bu noktada. Zamana bağlı olarak hayatın akışına da direnmemek gerekiyor sanırım. Devir değişiyor, insanlar değişiyor, biz değişiyoruz. Bu değişime karşı gelmek ise insanın hem bedenini hem ruhunu yoruyor, yıpratıyor.
*
Zaman her şeyin ilacı mıdır?
Net bir cevabı yok sanırım bu sorunun…
Bazılarına ilaç olan zaman, bazılarına eziyet olabiliyor çünkü.
Ama bu süreçte sevdiklerinize, sevdiğinize, özümsediğiniz her şeye sıkı sıkı sarılın. Ama her şeyden önce kendinizi sevin, kendinize değer verin. Çünkü siz mutlu oldukça çevrenizdekilere ışık saçıyorsunuz.
Hiç kimsenin yaşam enerjinize müdahale etmesine, sizi sömürmesine, yok etmesine, benliğinizi ve ruhunuzu kirletmesine izin vermeyin! Çünkü bir siz daha olmayacak! Kendinize ve sizi siz olduğunuz için kabul edenlere gülücükler saçın, hayatı kucaklayın…
Unutmayın hayatı kucaklamanın, hayata yeniden başlamanın zamanı kesinlikle yok!
İşiniz, eşiniz, çocuğunuz, sevgiliniz, dostunuz, arkadaşınız, kediniz ya da köpeğiniz, hobileriniz ya da başkasına göre zerre kadar anlam taşımayan bir eşyanız belki de…
Nefes aldığınız yerde, nefes aldığınız anda, size nefes aldıran her neyse ona sımsıkı sarılın ve yolunuza devam edin…