- Oktay Çayırlı
- Kasım 18, 2025
Yükleniyor...
Hata kaza, torpille, parayla pulla, siyasetle, yalakalıkla bir yerlere gelen bu okumuş cahiller en ufak bir boşlukta bocalar, kürkü gider ömrü billah akıllardan silinmeyecek davranışı ya da sözü kalır geriye.
Öncelikle tüm Umut Milas okurlarına “Kestane Balının Diyarı Zonguldak’tan merhaba” diyerek selam ve sevgilerimi iletiyorum.
47. Altın Kelebek Ödülleri’nde ‘En İyi Haber Programı’ ödülünü ‘5N1K’ programı ile alan Cüneyt Özdemir’in geceye katılanlara sesleniş cümlesi bu sözcükler. Tabi çıkış yeri bambaşka bir mecra! Neden böyle bir giriş yapma gereksinimi duydu acaba diye internette gezinirken, gündüz kuşağının olmazsa olmazı hır gür programlarından birinde kendisine yönelik suçlamaları karın genişliği ile dinleyip sonrasında hiçbir şey olmamış gibi stüdyodakilere seslenen arsız yüzsüz bir eşin sözleri olduğunu öğreniverdim.
Söz konusu kişi cahilse bu sözlere gülüp geçer, işte böyle dilimize dolarız. Ama bir de ‘okumuşun cahili’ diye bir kavram var ki evlerden ırak olsunlar. Hata kaza, torpille, parayla pulla, siyasetle, yalakalıkla bir yerlere gelen bu okumuş cahiller en ufak bir boşlukta bocalar, kürkü gider ömrü billah akıllardan silinmeyecek davranışı ya da sözü kalır geriye.
Geçtiğimiz günlerde tam da buna örnek bir olay yaşandı canım ülkemde. Gaziantep’in kuruluşunun 100. Yılı (25 Aralık) öncesinde Habertürk Ankara Temsilcisi sözde gazeteci Muharrem Sarıkaya, Gaziantep’e doğru yol aldı. Neden mi? Aile ve Sosyal Politikalar Eski Bakanı, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Fatma Şahin ile günün anlam ve önemine dair röportaj yapmak için…
Röportaj sırasında olan oldu. Sözde gazeteci Sarıkaya, İHA Muhabiri Ahmet Demir’e değil bir insana, hiçbir canlıya yapılmayacak bir çirkinlikle saldırdı. Neden? Çünkü kendisi duayen, çünkü kendisi dev aynasında. Orada mikrofonu ayarlamaya çalışan Ahmet Demir de kim oluyor çünkü?!
Hani bir laf vardır neresinden tutsam elimde kalıyor diye. Gördüklerimiz işte tam da bu sözü onaylar cinsten. Sarıkaya çirkin saldırısını yapıyor, tehdit edercesine bakışlar atıyor Demir’e. Peki adının önüne sıfatlar sıralı Fatma Şahin ne yapıyor? En kötüsüyle hiçbir şey demek isterdim ama anlatıyor anlatıyor anlatıyor…
Şehrin çiçeği leylak rengiymiş mesela. Şehrin rengi baklava sarısı, fıstık yeşiliymiş. Şehir dışarıda fıstıkla, baklava ile tanınıyormuş. Eğitim şehriymiş, bilim şehriymiş… miş miş miş…
Hani orada taş olsa çatlardı ama Fatma Şahin çatlamadı, patlamadı, görmedi, duymadı, umursamadı, yok saydı. Bir insanın onurunun kırılmasını, küçük düşürülmesini gördü ama görmedi gibi yaptı.
Yayın sonrası haberlerde “Fatma Şahin’den yaşanan olaya tepki; bu hareketi yapan insanla bana yayın yaptırdınız” ifadeleri yer buldu. Tabi iş işten geçti, geçmiş olsun…
E ne diyelim atalarımız boşa dememiş “Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri” diye. Muharrem Sarıkaya ve onun gibiler bu saatten sonra ağzıyla kuş da tutsa “Kestane Balının Diyarı Zonguldak’tan merhaba” diyen cahil kadar değer görmeyecektir, görmemeli de…