- Dolar: 45.0725 - Euro 52.7964
EUR Alış: 52.7964
EUR Satış: 53.0080

Para ve Pul – 2

Türkiye’de politika faizinin düşürülmesi yönünde bir tutum benimsendiğinden beri, pek çok hane halkı derin yoksullukla karşı karşıya gelirken bankalar bu olumsuz gidişattan pek etkilenmedi. Demek ki faizin haram olması, faizden kaçınma politikaları, faizi düşürme isteği; doğrudan faiz sistemi ile kar edebilen kurumların düzenini hiç de bozmadı.


  • Sonnur Baş - Ağustos 31, 2022 -




Geçtiğimiz sayının yazısında enflasyon, hayat pahalılığı ve bunlarla nasıl mücadele edilmesi gerektiği konusunu açmıştım. Buradan devam etmek gerekirse, gazetemizin iki sayısı arasında Türkiye için oldukça önemli bir hadise yaşandı ve Merkez Bankası, yeni politika faizini duyurdu. Politika faizinde düşüşe gidildi ve %14’ten %13’e düşürüldü. Peki, bu değişiklik istenen gelişme miydi? Ekonomide ne yaratması bekleniyor, şimdi bunlardan bahsetmeye çalışacağım.
Önce, TCMB’nin sözleriyle neden böyle bir politika değişikliğine ihtiyaç duyulduğunu görelim:
“Küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması önem arz etmektedir. Bu çerçevede Kurul, politika faizinin 100 baz puan düşürülmesine karar vermiş, mevcut görünüm altında güncellenen politika faiz düzeyinin yeterli olduğunu değerlendirmiştir.”
Peki, nasıl bir sonuç doğurması bekleniyor? Faiz kararları bizim ülkemiz için ne anlam ifade edecek?
Hikâyeyi başa sarmak gerekirse Merkez Bankası tarafından duyurusu yapılan faiz, aslında doğrudan bizim sıradan vatandaş olarak bankalardan aldığımız kredileri, ödemelerimizi etkileyen bir faiz değil. Ancak dolaylı olarak etkilemesi bekleniyor. Politika faizi, MB (Merkez Bankası) ve bankalar arasındaki para alış-verişi esnasında geçerli olan haftalık faize deniyor. Bankalar, MB tarafından parayı belli bir faiz karşılığında temin ediyor. Daha sonrasında kendi müşterilerine, kredi talep edenlere de bu aldığı faiz oranına paralel bir faiz oranı uygulaması bekleniyor. Bazı siyasetçiler tarafından faizin haram olduğu, Türkiye ekonomisinin olabildiğince düşük faizlerle çalışması gerektiği düşüncesinde bahsedilen, söz konusu faiz bu politika faizi. Yani MB bir politika faizi indirimi duyurduğunda, bunun doğrudan sizlerin aldığı alalede tüketim kredisi faizini etkilememe ihtimali var.
Zira ihtiyaç kredilerimiz başta olmak üzere bireylerin, şirketlerin, devletlerin ekonomik ilişkilerde kullandığı faize ise politika faizi deniyor ve bizi etkileyen faiz kavramı asıl olarak bu. Ancak tam da bu noktada Türkiye’de ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. Politika faizlerini tek bir kararla arttırıp azaltabilirken, piyasalardaki faizlerde o beklenen ve istenen düşüş gerçekleşemiyor. Yani aslında kaçınılan, istenmeyen bu faizi hala ağır bir şekilde hayatımızda deneyimlemeye devam ediyoruz.
Peki, biz kendi cebimizi ilgilendiren faizi hangi yolla düzelteceğiz? Enflasyonun çok çok altında faiz oranına sahip olmak ve bunu sürekli düşürmek yolunu takip etmek maalesef istenen sonuçları vermekten çok uzakta. Her ülkenin ve vatandaşın isteyebileceği düşük faizli bir hayat, bu şekilde yukarıdan müdahalelerle değil; ancak ülke içinde gerçekleşecek iyi üretim ve güven verecek yatırım ortamı ile mümkün.
Peki diyelim ki Türkiye pek çok yatırımcının istediği hamleyi yapsaydı da politika faiz oranını yükseltseydi, bu bir sihirli değnek olup ülkedeki kötü gidişata dur der miydi? Maalesef bir noktada yine tıkanıyoruz. Çünkü her şey ayda bir açıklanan bir sayıdan, duyurudan ve karardan ibaret değil. Üst yönetimlerin masa başında aldıkları kararların yanı sıra, piyasa büyük oranda yatırımcının duyduğu güven ile ekonomik ortam şekilleniyor. Tabii ki burada Merkez Bankası bağımsızlığı, üretim ve dağıtım zincirlerinin vaziyeti, ülkedeki şeffaf adalet ve hukuk sistemi gibi çok yönlü bir problem mevcut.
Bir önceki yazıda, aslında bankalar gibi büyük kurumlar ile sıradan halkın bir anlamda karşı karşıya geldiğini yazmıştım. Bankalar başta olmak üzere pek çok büyük ticari kuruluş karlarına kar katıyor, hızlı bir şekilde büyümeye devam ediyor. Türkiye’de politika faizinin düşürülmesi yönünde bir tutum benimsendiğinden beri, pek çok hane halkı derin yoksullukla karşı karşıya gelirken bankalar bu olumsuz gidişattan pek etkilenmedi. Demek ki faizin haram olması, faizden kaçınma politikaları, faizi düşürme isteği; doğrudan faiz sistemi ile kar edebilen kurumların düzenini hiç de bozmadı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir





İlginizi Çekebilir

  • Oktay Çayırlı
  • Kasım 18, 2025
O AN…
  • Umut Milas
  • Ekim 28, 2025
İNADINA CUMHURİYET…
  • Umut Milas
  • Ekim 28, 2025
HİLAL UĞRUNA
  • Sevgi Kokun Çayırlı
  • Kasım 15, 2024
MİLAS’IN KİMLİĞİ ZEYTİN
  • Konuk Yazar
  • Kasım 15, 2024
BİLGE AĞAÇ