- Dolar: 44.6676 - Euro 52.6576
EUR Alış: 52.6576
EUR Satış: 52.8686

Milas Kadın Dayanışması; “GÖRÜNMEYEN EMEK, SESİNİ YÜKSELT!”

“25 Kasım 1960’da Dominik Cumhuriyeti’nde faşist Trujillo diktatörlüğüne direndikleri için katledilen Mirabel Kardeşlerin anısını devralan biz kadınlar kadın olmanın direngenliğiyle; hala ayaktayız… dayanışmadayız…. isyandayız….”


  • Umut Milas - Kasım 26, 2021 -




Milas Kadın Dayanışması, ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ nedeniyle Atapark’ta basın açıklaması düzenledi. Milas Kadın Dayanışması adına Elif Kaya’nın okuduğu açıklamada; “Biz kadınlar; eşitsizliği, yoksulluğu, şiddeti ve savaşları üreten ataerkilliğe ve kapitalizme karşı isyanımızı haykırmak; kadın dayanışmasından aldığımız mücadele gücümüzle inatla-yılmadan haklarımızı savunmak için dünyanın dört bir yanında, bugün yine meydanlardayız” sözleriyle açıklamanın yapılma amacı vurgulandı.
Alanda bulunan kadınların sloganlar atarak desteklediği basın açıklamasının tam metni şöyledir:
“Eşitlik ve özgürlük mücadelemizden vazgeçmiyoruz, isyanımızı büyütüyoruz.
Biz kadınlar; eşitsizliği, yoksulluğu, şiddeti ve savaşları üreten ataerkilliğe ve kapitalizme karşı isyanımızı haykırmak; kadın dayanışmasından aldığımız mücadele gücümüzle inatla-yılmadan haklarımızı savunmak için dünyanın dört bir yanında, bugün yine meydanlardayız.
Geceleri De, Sokakları Da Meydanları Da Terk Etmiyoruz!
25 Kasım 1960’da Dominik Cumhuriyeti’nde faşist Trujillo diktatörlüğüne direndikleri için katledilen Mirabel Kardeşlerin anısını devralan biz kadınlar kadın olmanın direngenliğiyle; hala ayaktayız… dayanışmadayız…. isyandayız….
Gelsin Baba, Gelsin Koca, Gelsin Devlet, Gelsin Cop… İnadına İsyan! İnadına İsyan! İnadına Özgürlük!
Eski darbeci faşist diktatörlüklerin benzeri bugün dünyada ve ülkemizde milliyetçi- muhafazakâr, sağ-popülist iktidarlar türemekte; pandemiyi de fırsat bilerek kadın varlığına-emeğine-hayatına kastetmektedirler. Mirabel Kardeşler’den beri hiçbir ataerkil-baskıcı-zorba iktidara pabuç bırakmadık, bırakmayacağız…

Kadınlar Artık Susmayacaklar…. Susmayacaklar… Susmayacaklar!
AKP iktidarı tasarladığı; tekçi, gerici, cinsiyetçi sömürüye dayalı düzeni kadın kimliğine-haklarına saldırıyla inşa etmiştir. Toplumsal mühendislikle kadın mücadelesinin kazanımlarını zayıflatmayı temel almış, baskı mekanizmalarını tümüyle seferber ederek kadınları ev içinde ve kamusal alanda iradesizleştirmeye çalışmıştır. Tek Adam rejiminin kadın politikaları; kadını aile içerisine sıkıştırarak onu yok saymakta, eşitliği reddetmekte, kadın haklarını tırpanlayıp, kadınları eve ve erkek egemenliğine hapsetmektedir. Sözde aileyi koruma söylemleri ile biz kadınlar çocuklarımızın gözleri önünde evlerde, sokaklarda, işyerlerinde acımasızca katledilmekteyiz. Devletin asli görevi yurttaşların can güvenliğini korumak ve yaşam hakkını savunmak iken tüm itirazlara rağmen keyfi ve hukuka aykırı bir halde İstanbul Sözleşmesi’nin bir gece yarısı feshinden sonra şimdi de 6284 sayılı yasa gibi şiddeti önlemede etkili yasal kazanımlarımız tek tek hedef gösterilmektedir. Defalarca Uluslararası yapılan sözleşmelerden tek bir adamın ben çıktım demesiyle çıkılamayacağını; biz kadınların bu kararı tanımadığımızı, sözleşmenin bizim için hala geçerli olduğunu ve ondan vazgeçmeyeceğimizi meydanlarda haykırdık. Yine haykırıyoruz. İstanbul Sözleşmesi bizim, vazgeçmiyoruz… Yasalara dokunma… Uygula…
Kadınları Değil, Erkek Şiddetini Engelle!
Yaşamın tüm alanlarında kadına yönelik şiddet yaygın olarak sürmektedir. Kadınlar en yakınlarındaki erkekler tarafından fiziksel, psikolojik, cinsel şiddete uğramakta, intihar denilerek son derece şüpheli ölümlerle yaşamları çalınmaktadır. Şiddet her kesimden, her meslekten, her yaştan kadına karşı uygulanmaktadır. Cahil olunduğu için, alkol aldığı için, işsiz kaldığı için, sapık/sapkın olduğu için değil; erkekler bilerek-isteyerek-planlayarak, sistematik halde, bir iki yıl yatar çıkarım güvencesiyle şiddet uyguluyorlar. Cezasızlık, korumasızlık ve hukuksuzluk nedeniyle kadına yönelen şiddet konusundaki istatistikler, dünya genelindeki bir insan hakları felaketini/CİNS KIRIMINI ortaya koymaktadır.
Kadın Cinayetleri Politiktir!
Katil erkekler “gücüm yettiği için hedef aldım” diyebilecek cürette ve biz kadınları akıl almaz yöntemlerle katletmeye devam etmektedir. 2021’in ilk on ayında erkekler, 256 kadını öldürdü, 396 kadını taciz etti, 160 çocuğu istismar etti, 87 kadına tecavüz etti. Erkekler, en az 586 kadını seks işçiliğine zorladı, en az 670 kadına da şiddet uyguladı, yaraladı. 2021’in ilk on ayında 183 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansırken, erkekler, en az 27 çocuğu öldürdü. Daha geçen gün bir erkek sadece kadın olduğu için Başak Cengiz’i yol ortasında samuray kılıcıyla katletti. Yeni yasal düzenlemelerle çocuğun cinsel istismara maruz kalması durumunda somut delil aranması, evlilik yaşının düşürülerek çocuk yaşta evlilikleri yasalaştırma çabaları, 5. yargı paketiyle “icra yoluyla çocuğu görme devri artık bitiyor” diyerek çıkardıkları çocuğun yararını ve kadının güvenliğini gözetmeyen uygulamalar; kadın ve çocuk düşmanlığıdır.
Bağır Herkes Duysun, Erkek Şiddeti Son Bulsun!
Soruyoruz size; erkekler bu cüreti nereden buluyorlar?..
Elbette başta ataerkil sistemden, gerici-cinsiyetçi iktidarlardan, erkeklerin sırtını sıvazlayan, hafifletici sebeplerle/iyi hal indirimleriyle arka kapılardan bırakan yargıdan, 7/24 nefret saçan tarikatlardan, yandaş medyadan-kadını aşağılayan-şeytanlaştıran dizilerden/programlardan… Erkek adalet, erkekleri korurken, kadına yönelik şiddette, LGBTİ+’lara yönelik nefret cinayetlerinde ve çocuk istismarında cezasızlık uygulamaya devam etmektedir.
Erkek Adalet Değil, Gerçek Adalet!
Emperyalist savaşlar sonucunda birçok kadın ve çocuk mültecileşirken ırkçılık ve yabancı düşmanlığı yanında, cinsel şiddet tehlikesiyle de karşı karşıya. Mültecilik dünya halklarının kanayan yarası olmaya ve en çok da kadın ve çocukları vurmaya devam etmektedir. İŞİD, Taliban gibi bizzat emperyalistler tarafından beslenmiş/desteklenmiş cihatçılar başta kadınlar olmak üzere her yerde, herkes için tehdit olmaya devam etmektedir.
Cinsel, Ulusal, Sınıfsal Sömürüye Son!
Kadınların çalışma yaşamı da neoliberal politikalar doğrultusunda esnek, güvencesiz, parçalı istihdam biçimleriyle yeniden yapılandırılmaktadır. Kadınlar, çalışma ve kamusal alanda, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile karşı karşıya kalmaktadır. Herhangi bir sosyal güvencesi olmadan kayıt dışı olarak çalıştırılan kadınlar “ucuz emek gücü” olarak görülmekte, “eşit değerde işe, eşit ücret”den yoksun bırakılmaktadırlar. Covid 19 pandemisiyle birlikte patriyarkal kapitalizmin yarattığı sorunlar derinleşmiş, pandemi kadına yönelik ekonomik, psikolojik, fiziksel, cinsel şiddeti, kadın bedeni, emeği üzerindeki sömürü ve baskıyı arttıran bir fırsata dönmüştür. Ekonomik kriz çalışma yaşamında var olan cinsiyet eşitsizliğini de derinleştirirken, artan kadın işsizliği ve yoksulluğuna dair hiç bir önlem alınmamaktadır. İşyerlerimiz tüm emekçiler ve kadınlar için birer sömürü ve şiddet mahaline dönmüştür.
Görünmeyen Emek Sesini Yükselt!
Biz kadınlar şiddete, sömürüye karşı, yaşamın özgür özneleri olma mücadelesini uzun yıllardır ve aralıksız bir biçimde sürdürüyoruz. Kadın hak ve özgürlüğüne dair bugün ne varsa kadınların yıllardır yürüttüğü mücadelenin sonucu olduğunun farkındayız. Biz kadınlar toplumsal alanın her aşamasında varız ve var olacağız. Dünya emeğimiz üzerinde dönüyor. Hayatlarımıza ve emeğimize sahip çıkmaya her koşulda devam edeceğiz.
Susmuyoruz, Korkmuyoruz, İtaat Etmiyoruz!
Yaşadığımız her türlü şiddetin karşısında birlikte mücadele ederek ve birbirimizle dayanışarak kazanacağımızı biliyoruz. Yılmadan ve bıkmadan yıllardır söylediğimizi buradan bir kez daha haykırıyoruz; ”kadına yönelik şiddet münferit değil, politiktir” ve bu şiddeti önlemenin en önemli yolu da kadın mücadelesinden ve kadın dayanışmasından geçer. Daha eşit ve özgür bir yaşam mümkün.
Kadınlar Sokağa, Özgürleşmeye!
Bugün çok daha güçlü ve çok daha örgütlü olarak hayatlarımıza ve haklarımıza sahip çıkıyor ”Eşitlik ve özgürlük mücadelemizden vazgeçmiyoruz. İsyanımızı büyütüyoruz.”
Kadınları erkeğe, sermayeye ve devlete daha bağımlı hale getirmek için her türlü krizi fırsata çevirenlere karşı sesimizi yükseltmek için İSYANDAYIZ!
Emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz üzerindeki baskı ve sömürü düzenine karşı İSYANDAYIZ!
Patronlara, ranta, yağmaya ve savaşa aktarılan bütçeye karşı İSYANDAYIZ!
“İstanbul Sözleşmesinin fesih kararına karşı, İstanbul Sözleşmesi bizim, uygulansın demek için İSYANDAYIZ!
Fetvalarıyla ne giyeceğimizi, ne söyleyeceğimizi, nasıl yaşayacağımızı, erkeğe biat ve itaat etmeye zorlayanlara karşı İSYANDAYIZ!
Her gün erkek devlet şiddetiyle katledilen kadınlar için İSYANDAYIZ!
İşsizliğe, yoksulluğa, güvencesizliğe, gericiliğe, tacize, tecavüze, istismara, kadın katliamlarına karşı İSYANDAYIZ!
Ölüme karşı yaşamı, savaşa karşı barışı savunmak için İSYANDAYIZ!

Yaşadığımız her yerde mücadeleyi büyütürsek kazanacağımızı biliyoruz ve bir kez daha hep
birlikte;

İstanbul Sözleşmesinden VAZGEÇMİYORUZ!
Güvenceli iş güvenli gelecek talebimizden VAZGEÇMİYORUZ!
Örgütlenme özgürlüğü hakkımızdan VAZGEÇMİYORUZ!
Şiddetsiz bir yaşam, adalet, demokrasi, barış, laiklik mücadelemizden VAZGEÇMİYORUZ!
Eşitlik ve özgürlük mücadelemizden VAZGEÇMİYORUZ!

JİN, JİYAN, AZADİ… /KADIN, YAŞAM, ÖZGÜRLÜK…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir





İlginizi Çekebilir