- Umut Milas
- Nisan 9, 2026
Yükleniyor...
… İşte bu küçük anlar, bizi hayata bağlayan. Hayatın küçük, küçücük mucizeleri yaşantımızı yaşanır kılan. Ne kadar farkında olursak bu mucizeciklerin o kadar anlamlandırırız bu dünyadaki süremizi. Büyük mucizeler beklerken küçük yüzlercesini ıskalamamanız dileklerimle.
Hayatın akışı bazen tekler. Hep aynı ritimde giderken: hep iki ileri bir geri ya da hep aynı tık.. tık.., tık.. tık.. ya da rutin tık tık pıt, tık tık pıt… işte her nasılsa. Bazen ritim bozulur. Sağınızda farklı bir renk belirir içinizi ışıtan daha önce fark etmediğiniz, solunuzda bir manzara sonsuzluk hissi veren hiç görmediğiniz, bir ses kadife gibi hiç duymadığınız, henüz öğrendiğiniz bir bilgi, yeni bir ufuk açan… Küçük mucizeler insana yaşadığını hissettirir. Yaşamını anlamlandırır.
Ergenlikle beraber başladık yaşamın anlamını sorgulamaya, Leo Buscaglia’lar okuduk hayatın henüz çözemediğimiz gizli sırlarını çözmek için çocukça heyecanlarla. Arayış halinde olduk hep. Merakla okunan kitaplar, isyanla dinlenen müzikler, hayranlıkla takip edilen idoller.. bize hep bir şeyler kattı ama apaçık da vermedi istediğimiz sihirli bilgileri. Büyüdükçe daha derin felsefelere evrildik. Spinozalar, Nietzscheler…. Orta yaşa geldiğimizde anladık anlamın “basit yaşam”da olduğunu. Belki yaşlılıkta daha farklı anlayacağız evreni, varoluş halimizi.
Hayatın gerçekliğine baktığımızda her şey o kadar iç karartıcı ki. Zaten ölüme, yok oluşa yürüdüğümüz bu yolda o kadar çok engelle ve sıkıntıyla karşılaşıyoruz ki. Sonu karanlık, dikenli bir yoldan yürürken sık sık bu yolu yürümenin anlamını sorgular hale geliyoruz. İşte bu dikenli yolun içinde tek yapabileceğimiz belki dikenlerin arasındaki rengârenk, hoş kokulu çiçekleri fark etmek, rüzgârın kulaklarımızda bıraktığı melodiyi hissetmek, sabah çiğinin tenimizde bıraktığı serinlikle ferahlamak.
Öyle sıradanlaşıyor ki günler: tık tık.., tık tık…, tık tık pıt, tık tık pıt ….Nasıl da uçup gidiyor takvim yaprakları biz farkında olmadan hayat ağacımızdan. Ama farkında olup rutini senin bozman gerekir bazen! Hani hava çok sıcaktır da aniden bir yağmur bastırır, toprak kokusu sarar her tarafı. Doğa, için yıkanır. Serinler, oh dersin, ferahlarsın. Ya da yolda yürürken sen kafanda hayatın türlü türlü dertleri… bir müzik (*) duyarsın nereden geldiğini anlayamadığın sana eski güzel günleri, anları hatırlatan… ah! dersin. Kafanı kaldırıp gülümsersin. Belki bir şiir (**) geçer eline ilk gençlik yıllarını hatırlatan, düşünürsün. Bir kitap (***) görürsün bir sahafta çok zamandır aradığın, heyecanlanırsın. Bazı geceler uyutmaz seni kaygılar. Camdan şehrin ışıklarına bakarsın, beyninde nasıllar, niçinler top koştururken sevgilin belirir yanında. Başını onun omzuna yaslarsın, bir huzur gelir içine.
İşte bu küçük anlar, bizi hayata bağlayan. Hayatın küçük, küçücük mucizeleri yaşantımızı yaşanır kılan. Ne kadar farkında olursak bu mucizeciklerin o kadar anlamlandırırız bu dünyadaki süremizi. Büyük mucizeler beklerken küçük yüzlercesini ıskalamamanız dileklerimle.
Küçük Mucizelerim:
*Hayatın Üçüncü Gözü – İlhan İrem 🎵🎵🎶🎶🎶🎶🎵🎵🎵
**Sarı Saman Hatıra Defteri – K. İskender
ısrarlı bir çocuk gömleği var bu gece üstümde
siyah, cepsiz, buruşuk ve kirli
okuldan mı kaçtım, evden mi, söyleyemem
titrerdi ellerim uzanıp düzeltirken yüzünü
dudakların Bastille’di, yanılmıyorum,
gözlerin, en çok o körkütük gözlerin devrilir ve
uzun uzun susardı, gözlerine su veremezdim,
tek bir imge taşımazdı birbirimize
duyduğumuz his
şiirsizdik, bunu biliyorduk, bunun için ağlamıştık,
bakardık karşı karşıya geçip, hatırlıyor musun,
yalnızca bakardık!
dipsiz, yalansız, ölüme davet eden bir bakmaydı bu
hepsi hepsi aşk!
senyör aşk, mösyö aşk, mister aşk, bu aşk!
………………….
***Kıldan İnce Kılıçtan Keskince – Gülriz Sururi