- Oktay Çayırlı
- Kasım 18, 2025
Yükleniyor...
Emekçidir köylü.
Üretendir köylü.
Ekmeğini taştan çıkarandır köylü.
“Köylü milletin efendisidir” sözü Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün en sevdiğim sözlerinden birisidir.
Çünkü…
Emekçidir köylü.
Üretendir köylü.
Ekmeğini taştan çıkarandır köylü.
Biri bin yapandır köylü.
Elleri ayakları nasırlı, teni yanık olandır köylü.
Gün doğmadan “günaydın” diyendir köylü.
Toprakla, havayla, suyla özdeşleşendir köylü.
…
*
Peki, günümüzde gerçekten milletin efendisi midir köylü?
Sanmam…
“Günah keçisidir köylü” derseniz işte o noktada bir durup düşünebilirim!
*
Geçtiğimiz günlerde sosyal medya üzerinden Milas ile ilgili yapılan manidar bir foto yorum haberde ilçe merkezindeki ortak kullanım alanlarının kötü kullanımı ve çevreye atılan çöplerin nedenleri üzerinde durulmuş. Çok da güzel olmuş. Bazı kişiler de yorumlarda köyden kente yapılan göçleri neden olarak gösterip, bu sürece bağlı olarak kentlerin köye benzediği vurgusunu yapmış.
Bu durumda neymiş köylü? Vurun abalıyaymış!
*
Dönemin Milas Kaymakamı Hulusi Doğan (2002 – 2006) ile birlikte yapılan köy ziyaretlerinden birinde yolumuz Şenköy’e düşmüştü. (O dönemlerde bu tür ziyaretlerin, toplantıların gerçek anlamda mülki amir, vatandaş ve basın buluşması olduğunu da üstüne basa basa belirtmek isterim. Şimdilerde bu ziyaretlerden iki satır bültenle haberdar olduğumuzu düşünürsek geldiğimiz nokta gün gibi aşikârdır.)
Şenköy’e doğru yol alırken köy hakkında fazlaca yorum yapılmıştı. Daha önce hiç görmediğim Şenköy’ün temiz bir köy olduğu farklı kişilerce tekrar tekrar dile getirilmişti. Şenköy’e vardığımızda durumun sadece söylentiden ibaret olmadığını gözlerimle görmekle birlikte “Temiz Şenköy” kavramının güzel misafirperverlikleriyle birlikte aklımda kazılı kaldığını da ayrıca belirtmek isterim.
*
İlçemizde dağlık alanda zeytin işleyen yüzlerce köylümüz vardır. Zeytin zamanı bir gidin yanlarına, gidin de bir bakın etrafa. Bakalım yerde atılı bir tek çöp görecek misiniz? Göremezsiniz çünkü köylü kendisine sunulan nimetin farkındadır ve doğaya saygılıdır.
Dağı temiz tutan köylü müdür kentin kirlenme sebebi?
Bu durumda neymiş köylü? Çelişkiler zinciriymiş!
*
Biraz da köylünün emeğinden bahsedelim…
Kentlinin gözünde köylü neymiş farklı bir açıdan tekrar sorgulayalım.
Güllük Pazarı’nda bu hafta maydanoz-dereotu 5 TL, taze soğan-pırasa 10 TL olup domates 15-20 TL, biber de 10-20 TL aralığında satışa sunuldu. Güllük’te özellikle sezonda alışveriş yapan müşteri potansiyelinin kentli olduğunu temel alırsak beş liralık maydanozun başında dahi kıyasıya yapılan ‘pazarlık’ fazlasıyla sorgulanmaya değerdir.
Şimdi kentliye soruyorum; herhangi bir zincir alışveriş mağazasında kasaya geldiğinizde kasiyerden indirim yapmasını istiyor musunuz?
Ya da karşı mağazada fiyatı daha uygun, o fiyattan geçin diyebiliyor musunuz?
Ama iş köylü esnafa geldi mi? “Gözünü toprak doyursun”, “Kazanmaya gönlü yok”, “Biz parayı sanki yoldan topluyoruz” sözleri havada uçuşuyor. İşin tuhaf yanı bu sözleri direk köylünün yüzüne söyleme hakkını da kendilerinde görüyorlar.
Bu durumda neymiş köylü? Kentlinin dev aynasında küçücük olanmış!
*
Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü tarafından hazırlanan “Kentlilik Bilincini Oluşturan Göstergeler ve Kentlilik Bilincini Geliştirme Yolları” başlıklı makalede ‘yere bağlılık’ ve ‘yer kimliği’ kavramları üzerinden açıklamalarda bulunulmuş. Kentsel sorumluluğun oturmasında ‘yer kimliği’nin önemine değinilen makalede “Mekâna bağlılık ve aidiyet duygusu tek taraflı bireysel bir oluşum değildir; kişiler, kimlikler ve mekânlar arasındaki karşılıklı etkileşim söz konusudur. Kente aidiyet duygusu, içinde yaşanılan ev ya da mahalleye duyulan bağlılığın ötesinde, bireyin kendisini bir kentli gibi hissetmesini ve kente entegre olarak, diğeriyle bütünleşmesini öngörmektedir.” tezi savunulmuştur.
*
Evinde çekirdek kabuğunu tabağa, Atapark’a gidince yere atanlar,
Evinde tuvaleti temiz tutup, herhangi bir ortak kullanım alanındaki tuvaleti leş haline getirenler,
Evinde yerde bir kırıntı görse eline süpürge alanlar, çiçekliklerin dibini pet bardaklarla dolduruyorsa ne bunu temizlemeye güç ve zaman yeter ne de ‘temiz çevre’ hayali gerçek olur.
*
Sonuç olarak kentin temizliğini belirleyen başlı başına “kentli” ya da “köylü” değildir. Yaşanan olumsuzlukları bu kadar basit yollu tanımlamak ise büyük bir hata, ayrıştırmacı bir dildir.
Çevre bilincinin oluşmasını sağlamak için ‘sen’ ‘ben’, ‘köylü’ ‘kentli’ gibi sıfatlardan vazgeçmediğimiz ve nefes aldığımız her alanı evimiz olarak görmediğimiz sürece yerimizde sayacağımız da apaçık ortadadır.