- Oktay Çayırlı
- Kasım 18, 2025
Yükleniyor...
Özellikle son yıllarda toplumca geldiğimiz nokta sağduyu, hoşgörü, yardımseverlik, misafirperverlik, vs. vs. vs. gibi kavramların çok çok uzağında, cinnetin kıyısında olduğumuzu gösteriyor. Artan suç oranları ve işlenen suçların sınır tanımazlığı, suçluların pervasızlığı, adalet sisteminin bazı durumlarda don lastiği gibi gevşek oluşu durumumuzu daha da netleştiriyor. Allah en baştan en alta, tüm topluma akıl fikir versin önce, hoşgörü de peşinden gelir.
Hoşgörü bizden son yıllarda çalınan bir erdem mi, yoksa bizler ‘hoşgörülüyüz’ masallarıyla kandırılan nesiller miyiz?
‘Milletçe hoşgörülüyüz’, ‘dinimiz hoşgörü dini’, ‘toplumun her kesimini kucaklamalıyız’, ‘azınlıklar bizim farklı renklerimiz’… aylardır açmadığım televizyonda pek çok programda, haberlerde, açık oturumlarda mütemadiyen duyduğumuz cümleler bunlar. Acaba toplumca hoşgörünün eksikliğini yaşıyoruz da bunu yadsımak için mi bu kadar çok tekrar ediyoruz ne kadar hoşgörülü olduğumuzu? Kafamda yine deli sorular.
Hoşgörüsüzlüğümüz son yıllarda kasıtlı olarak beyni boşaltılan; ayakların baş, başların ayak yapıldığı, cahil insan topluluğu oluşumuzun bir sonucu mu yoksa aslında hep mi böyleydik? Yakın tarihe bakınca görüyoruz ki hoşgörülü olsaydık Sivas’ta aydınları diri diri ateşe vermezdik, hoşgörülü olsaydık Ankara Garı’nda, Barış Mitingi için toplanan insanlarımızı bombalamazdık, 6-7 Eylül’de aynı dine mensup değiliz diye komşumuzun evini yağmalayıp komşumuzu katletmezdik, hoşgörülü olsaydık Ermeni dölü diye bir küfür olmazdı dilimizde. Tarihe bakınca insan bu yaşananların neresinde hoşgörü diye sormadan edemiyor. Sadece Yunus Emre şiirlerinde olmasın?
Evet dinimiz hoşgörü dini; ama taa en başından itibaren mezhep ve güç mücadelesi süregelmiş içinde. İnsanların birbirlerine karşı anlayışlı, sabırlı olmaları, hoşgörülü olmaları salık verilmiş Kuran’da. Ama yıllarca süren savaşlar yaşanmış Müslümanlar arasında. Mutasavvıflar kimseyi ayırmadan kucaklamak istediklerini söylemişler ilahilerinde, Mevlana “Ne olursan ol, gel!” demiş. Ama çok sevdiği Şems’in kesik başını bahçesindeki kuyuda bulmuş. Adaletin timsali Hz. Ali camide sırtından bıçaklanmış. Niye yeteri kadar hoş görmemişler birbirlerini. Evet dinimiz hoşgörü dini; ama bırakın başka dine mensup kişileri kendi din kardeşlerimizle bile geçinemiyoruz nerde kaldı Hristiyan’ı, Yahudi’si.
Toplumca çok hoşgörülüyüz! Hoşgörülü müyüz gerçekten? Yunus Emre’nin “Yaratılanı severiz, Yaradan’dan ötürü.” dizesi ağzımızda sakız olmuş, üst perdeden böbürlenip duruyoruz; ama bizim gibi düşünmeyen, hissetmeyen, inanmayan, yaşamayan, sevişmeyen kimseye de tahammül edemiyoruz her ne hikmetse.
Çok(!) dindar insanların diğerlerinin (dindar, az dindar, deist, ateist, lgbt+, kadınlar) yaşam tarzına kesinlikle tahammül edemediği günlerden geçiyoruz. Komşumuzun mezhebi bizimkinden farklıysa kapısına çarpı işareti koymaktan geri durmuyoruz, kiliselerin duvarlarında tepinmekte bir beis görmüyoruz, öldürülen kadınlar sokakta oldukları için, hayatın içinde oldukları için, kadın oldukları için öldürülmeyi hep hak ediyorlar. Aynı siyasi görüşte olduğumuz suç makineleri çalsa çırpsa, yaksa yıksa, öldürse, burnundan çekse sorun değil. Çünkü hoşgörülüyüz. Ama komşunun oğlunun cinsel tercihi tüm ülkenin sorunu! Çok hoşgörülüyüz; ama eğlence mekânında istediğimiz şarkı çalınmazsa hır çıkarırız, yakar yıkarız, hatta öldürürüz! Ve her nasılsa suç öldürülende olur. Çünkü içki içilen yerde her şey olabilir! Sen öldürülmemek için gerekli çabayı göstereceksin! Zaten niye içkili ortamdasın ki!
Öldürülen insanlara karşı bile acımasızız. Acımasız mı? Yok yok çok hoşgörülüyüz. Hatta çok da yardımseveriz. Pisipisine ölenlerin, öldürdüklerimizin çocukları, yakınları için yardım kampanyaları düzenleriz hep!
Özellikle son yıllarda toplumca geldiğimiz nokta sağduyu, hoşgörü, yardımseverlik, misafirperverlik, vs. vs. vs. gibi kavramların çok çok uzağında, cinnetin kıyısında olduğumuzu gösteriyor. Artan suç oranları ve işlenen suçların sınır tanımazlığı, suçluların pervasızlığı, adalet sisteminin bazı durumlarda don lastiği gibi gevşek oluşu durumumuzu daha da netleştiriyor. Allah en baştan en alta, tüm topluma akıl fikir versin önce, hoşgörü de peşinden gelir.