- Oktay Çayırlı
- Kasım 18, 2025
Yükleniyor...
Bir düşünsenize;
Sabahattin Ali’yi, Sinop Cezaevi’ni,
“Dertlerin kalkınca şaha
Bir sitem yolla Allah’a
Görecek günler var daha
Aldırma gönül aldırma
Aldırma gönül aldırma
Gönül aldırma” sözlerinden daha güzel anlatacak biri var mıdır içimizde?
*
“Şu Sivas’ın elinde sazım çalınmaz
Güllerim yandı yüreğim dayanmaz
Kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz
Bilmez misin ki türküler yanmaz” sözlerinden öte Sivas Katliamı daha nasıl anlatılabilirdi?
“Çocuklar inanın inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz güneşli günler
Motorları maviliklere süreceğiz
Güzel günler göreceğiz güneşli günler…” sözleri, 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları kapsamında düzenlenen konserde muhteşem ses Edip Akbayram ile içimize umut ışığı saçtı. Her bir türkü ile duygularımızın sel olup aktığı, hülyalara daldığımız, yüreğimizi ipeğe çeviren müzik dolu bir akşam. Ve o “an” dedim ki, bir dahaki sayıda gündem yazımın başlığı her ne olursa olsun “Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar” olmalı. Bizleri karamsarlığa sürüklemeyen, bunaltmayan, tam tersine yüzümüzü gülümsetmeye yetecek bir başlık…
Kalabalık ortamlardan çok da hoşnut olmayan -buna karşılık İzmir’in 100. yıl kutlamalarındaki kalabalığın içinde olamadığım için ah vah eden- biri olarak büyük keyif aldığım bu güzel ve özel günü anı defterime ‘dostlarımla’ birlikte en güzelinden eklemiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum günlerdir.
*
Yaşanan, yaşadığımız tüm iyi kötü olayların sonucunda farkındalık yaratmak için, kalemin gücüne inandığımız için sürekli yazıyoruz. Bazı zamanlar yazdıklarımız içimize sinmiyor siliyoruz.
Elbette sadece yazmak yetmez.
Bu noktada farklı görüş ve düşünceleri ele alan yazıları okuyoruz.
Okuduklarımızı eleştiriyoruz.
Öyle anlar geliyor ki eleştirmek yetmiyor kızıyoruz.
Bazen de bir bakmışız kızdığımızla kalıyor bir arpa boyu yol alamıyoruz.
*
İşte tüm bu hengâme içerisinde sadece ‘müzik’tir bizleri rahatlatan, rahat bir nefes aldıran, birbirimize yakınlaştıran, insanı insan yapan duyguları gün yüzüne çıkaran.
Hüzünlerimizin, sevinçlerimizin, ağlamalarımızın, gülmelerimizin, çığlıklarımızın, ‘sus’larımızın, dostluklarımızın, sevdamızın, kızgınlıklarımızın, kırgınlıklarımızın dile gelişidir müzik.
*
Bir düşünsenize;
Sabahattin Ali’yi, Sinop Cezaevi’ni,
“Dertlerin kalkınca şaha
Bir sitem yolla Allah’a
Görecek günler var daha
Aldırma gönül aldırma
Aldırma gönül aldırma
Gönül aldırma” sözlerinden daha güzel anlatacak biri var mıdır içimizde?
*
“Şu Sivas’ın elinde sazım çalınmaz
Güllerim yandı yüreğim dayanmaz
Kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz
Bilmez misin ki türküler yanmaz” sözlerinden öte Sivas Katliamı daha nasıl anlatılabilirdi?
***
Müziğin birleştirici gücüne, 9 Eylül 2022 tarihinde İzmir’in kurtuluşunun 100. yıldönümü kutlamalarında bir kez daha şahit olduk.
Çocukluk, gençlik yıllarımın güzel kenti.
Otogarını dahi uzaktan görünce içimde kelebekler uçuşturan kent.
Denizi kız, kızı deniz, sokakları ise hem kız hem deniz kokan kent.
100. yıl coşkusuyla dağlarında tekrar tekrar çiçekler açtıran kent.
‘Birlik ve beraberlik’ içerisinde nasıl olunur, bizlere gösteren kent.
Bu vesileyle doğum günün bir kez daha kutlu olsun.
*
Birlik ve beraberlik içerisinde, tek yürek, tek bilek olduğumuz bu anlamlı günler ne ironidir ki bazılarınca ‘ürkütücü’ olarak kabul görmektedir. Hatta bir adım öteye gidersek tehlike taşımaktadır.
‘Millet’ten korkan bu kişilikler, saldıracak yer ararlar kendilerine. Güzel olan her şeye leke sürmekte üstlerine yoktur çünkü. Kollarının ve dillerinin eriştiği her yere ulaşıp çamur atarlar.
Tıpkı İzmir’in kurtuluşunun 100. yıldönümü kutlamalarından sonra yaptıkları gibi.
Kedinin uzanamadığı ciğere murdar demesi gibi…
*
Bu saldırıların asıl nedeni korkudur özünde. Özgürlüğün tadına varan, kalıplarından sıyrılan, dış dünyaya kulak veren bir toplum tehlike çanlarının habercisidir onlar için. Uyuyan dev uyansın, at gözlükleri çıksın istemezler.
*
Oysa uyanmanın vakti geldi de geçiyor artık!
Ah vah etmenin zamanı değil artık!
Eleştiri bir yere kadar, icraata geçmeli artık!
Kendi kendimizi yiyip bitirip, başkasının yanında güllük gülistanlıkmışız gibi yaşamamalı hayatı artık.
Susmamalı artık!
Ve en önemlisi korkmamalı artık!
*
El ele, kol kola, omuz omuza özgürlüğün türküsünü söyleyeceğimiz güzel günlere…