- Dolar: 44.6475 - Euro 52.6282
EUR Alış: 52.6282
EUR Satış: 52.8391

Gidenlerin Ardından

Aslında ben bugün sadece İlhan İrem’den bahsetmek istiyordum. Onun dingin sesiyle söylediği şarkılara eşlik eder, biraz da Yeşilçam’ın güzelliklerini yad ederiz diye düşünmüştüm.
Kötü giden ne varsa bugün için kulak ardı ederiz demiştim.


  • Umut Milas - Ağustos 13, 2022 -




Son günlerde Milas’ımız ve ülkemiz için üzücü haberler ardı ardına gelmekte. Uyuşturucu kaçakçılığı, cinayetler, yaralamalar, kavgalar. Silah sesleri, siren seslerine karışmış durumda…
Her olayı detaylı bir şekilde anlatmak değil derdim ancak basında yer almayan bir vakadan yüzeysel de olsa sizlere bahsetmek istiyorum.
Neden mi?
Birincisi bu suçları işleyenlerin birçoğu kendisini adalet ve düzen tanrıçası Themis sanıyor. Kendince adalet sağladığını düşünen bu sağlıksız kişilikler ortada kol gezdiği sürece bu olayların ardı arkası kesilmeyecektir.
İkincisi ise, toplumda öncü rol üstlenen, üstlendiğini sanan şahsiyetlerin atacağı her adımın, söyleyeceği her sözün altın değeri taşımasıdır.
Size gözümün gördüğü, kulağımın duyduğu bir olayı örnek olarak vereyim. Milas’taki bir caminin imamı, gece vakti “Hırsız var, hırsızı camiye kilitledim” diye bas bas bağırmakta, polisin gelmesini beklemeden kilitli kapıyı mahallenin serserilerine açmakta, imamın gözetiminde hırsız (!) ağzından burnundan kan gelinceye kadar dövülmekte”. Nasrettin Hoca misali “Hırsızın hiç mi suçu yok?” demekle birlikte bu olayda asıl sorgulanması gereken imamın üstlendiği görevdir. Sonuç itibariyle “imam osurursa cemaat sıçarmış” atasözü yaşanan bu olayla acı bir şekilde gerçeklik kazanmıştır.
Tüm üzücü / düşündürücü haberleri ardı ardına alırken, 31 Temmuz’da gerçekleşen KPSS sınavının iptal edildiği bilgisi geldi 4 Ağustos günü sabahı. Gerçekten emek veren, gecesini gündüzüne katarak çalışan, dirsek çürüten milyonlarca gencin vebalini taşıyan “hırsızlar” en alt kademeden, en üst kademesine kadar tek tek hesap vermediği sürece, sonuç kocaman bir hiç olarak kalacaktır. Tabi buradaki asıl önemli olan soru şu bence; KPSS sorular çalındığı için mi, çalındığı ortaya çıktığı için mi iptal edildi?
Sadece KPSS için geçerli değil elbette bu değerlendirme. Ağır suçlunun affı yoktur benim gözümde, olmamalıdır da. Milas’ta yaşanan bir başka olayda, daha önce yaralamadan hapse giren suçlu pandemi koşullarında izinli olarak eve çıkmış, yeniden birini ağır yaralayıp tekrar demir parmaklıkların ardına düşmüştür. Böylesine gözünü nefret bürümüş kişilere verilen aflar, izinler anlamsız olup yeni suçlara da davetiye çıkarmaktadır.
Ağlanacak halimize güler olduk. Olaylara verdiğimiz tepkiler dahi çelişkili bir hal aldı. Her yaşanan olumsuz olay ayrı bir “acı” olmakla birlikte, sorgulamamız gereken birçok soru işaretini de ardında bıraktı.
***
Aslında ben bugün sadece İlhan İrem’den bahsetmek istiyordum. Onun dingin sesiyle söylediği şarkılara eşlik eder, biraz da Yeşilçam’ın güzelliklerini yad ederiz diye düşünmüştüm.
Kötü giden ne varsa bugün için kulak ardı ederiz demiştim.
“Ola ki günün birinde, gemiler döner geriye
Yolcular aynı yolcular ve biz aynı sahilde
Ola ki günün birinde, gemiler döner geriye
Kimin için yolculuklar ve kalan kim geride?”sözlerini birlikte mırıldanacaktık mesela.
*
“Sorular türlü çeşitli, yanıtları yine öyle” dizesini söylerken iri gözleri ve elinde zili ile Hafize Ana -Adile Naşit- gülümseyerek gelecekti bize.
Baba tavırları, yufka yüreği ve pala bıyıklarıyla Hulusi Kentmen beliriverecekti hemen yanında.
İnek Şaban olarak büyük küçük herkesin gönlünü fetheden Kemal Sunal da yalnız bırakmayacaktı bizi. Önce güldürecek, “Sen böyle gülünce şuranda iki çukur oluyor ya, ölünce beni oraya gömsünler.” diyerek güzel sevmenin ne olduğunu anlatacaktı bizlere. Sonrasında ise “Zam mı? Gene zam mı geldi çaya? Zam geldi yine zam. Zama zam!” deyip değişmeyen durum tespiti yapacaktı.
*
İlhan İrem, “Yemyeşil Bir Deniz” şarkısına geçmiş, tam da
“Yemyeşil bir deniz senin gözlerin
Ne bir sandal
Ne bir ada
Ne bir sahil var
Boğuluyorum…” dizelerini söylerken Tarık Akan renklendirecekti masamızı.
*
“Sen benim yanımda bir hiçsin, anlıyor musun, bir hiç! Gözümde pul kadar bile değerin yok. Ama şunu iyi bil, ne oğluma ne de gelinime hiçbir şey yapamayacaksın. Yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi.” repliğini hafızalarımıza kazıyan Münir Özkul da yalnız bırakmayacaktı bizi.
Çöpçüler Kralı’nın Hacer’i, Gülen Gözler’in Fikret’i, Çiçek Abbas’ın Şükriye’si Ayşen Gruda “bensiz olmaz” diyecek; denizden mavi gözleri ile Yeşilçam’ın Kanlı Nigar’ı, Ezo Gelin’i, Keşanlı Ali’nin Zilha’sı Fatma Girik Bodrum esintisiyle gelecekti masamıza.
Kartal Tibet köpeği Kurt’a kavuşmuş mutlu, Dünyayı Kurtaran Adam Cüneyt Arkın ile birlikte çıkıp gelecekti yanımıza.
*
Ve daha nice niceleri…
Unutmadığımız, unutamayacağımız; iyiliği, doğruluğu, güzelliği, sevgiyi, paylaşmayı, aileyi, bizden sonrakilere de anlatacak ölümsüz isimler, ölümsüz eserler…
*
Ben hayali masamın şenliğine kendimi kaptırmış yüreğim pır pır ederken, İlhan İrem başka bir şarkısına geçmiş bile. Şarkı diğerleri gibi değil bu kez, hareketli. Ali Veli Maria ile ortam hareketlenirken benim boğazım düğümlenmiş, gözlerim yaşarmış.
Hayal masam ise şenlenmiş hep birlikte eşlik ediyor şarkıya; “Yalanı dolanıyla, geçeni kalanıyla, işte bizim bu hayat; Ali Veli Maria, siyahı beyazıyla, işte bizim bu dünya.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir





İlginizi Çekebilir

  • Oktay Çayırlı
  • Kasım 18, 2025
O AN…
  • Umut Milas
  • Ekim 28, 2025
İNADINA CUMHURİYET…
  • Umut Milas
  • Ekim 28, 2025
HİLAL UĞRUNA
  • Sevgi Kokun Çayırlı
  • Kasım 15, 2024
MİLAS’IN KİMLİĞİ ZEYTİN
  • Konuk Yazar
  • Kasım 15, 2024
BİLGE AĞAÇ