- Oktay Çayırlı
- Kasım 18, 2025
Yükleniyor...
İsteyen istediği oyunu oynasın, istediği filmi çevirsin, at gözlüklerini kendi elimizle çıkarıp “gerçek dünyaya” bakmadığımız, bakmak istemediğimiz, kişisel çıkarlarımızı toplumsal çıkarlarımızın üstünde tuttuğumuz sürece bu komedi filmi final yapmaz!
Şimdilerde, Rusya-Ukrayna arasındaki diplomatik krizin sonucunda başlayan yaylım ateşini büyük bir üzüntü içerisinde takip etmekteyiz. Ukrayna Sağlık Bakanlığı, 27 Şubat 2022 tarihinde Rusya’nın saldırılarının sonucunda 14’ü çocuk 352 sivilin öldüğünü ayrıca 116’sı çocuk bin 684 kişinin de yaralandığını açıkladı. Sonuç itibariyle dili, dini, rengi ne olursa olsun olan yine tüyü bitmemiş yetime ve sıradan vatandaşa oldu.
Bugün gündemimizde Rusya-Ukrayna Savaşı’nın kilit isimlerinden birini ele almak istiyorum.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Oleksandroviç Zelenski.
Bu ismi belki çok iyi biliyorsunuz, belki de yaşanan diplomatik kriz sonucunda araştırarak öğrendiniz ya da adını sanını hiç duymadınız bile. Hadi gelin 44 yaşındaki Zelenski’nin hangi mücadeleler (!) sonucunda devlet başkanlığı sıfatına eriştiğini konu alalım.
Sonra da iğneyi kendimize batıralım.
*
Zelenski, hukuk okumuş ama alanında hiç görev yapmamış.
Zelenski, farklı bir kulvarda boy göstermeyi tercih etmiş ve kendisini komedyenliğe adamış bir isim…
“Halkın Hizmetkârı”…
Halkın Hizmetkârı, Ukrayna televizyonunda yayınlanan bir dizi ve Zelenski de onun başrol oyuncusu. Arama motoruna ismini yazın “Ukrayna Cumhurbaşkanı, senarist, oyuncu ve yönetmendir” bilgisi çıkacak karşınıza. Bir süre sonra dizinin ismi ile parti kuruyorlar. Kelimesi kelimesine aynı olmasa da “Halk tarafından çok sevilen dizimizin siyasete alet edilmesini istemediğimiz için isim hakkını almak amacıyla böyle bir girişimde bulunduk” tarzında sözlerle de çıkan söylentileri yalanlıyorlar.
Süreç hakkında en çok dikkatimi çeken durum ise şöyle; Zelenski adaylığını dahi açıklamamışken yapılan kamuoyu oylamalarında adının geçmesi, hatta ve hatta adının geçmesinin ötesinde listenin en üst sıralarında yer alması.
*
Komedyenlikten siyasete…
Birileri (!) Ukrayna halkına gişe rekorları kırdıran bir film çekti.
Şaka gibi başlayan olaylar zincirinin sonuçlarına bir bakın!
Komedi birden bire savaşa dönüverdi.
Tek bir farkla; tüm bu yaşananlar ne dizi, ne film… Hepsi GERÇEK!
*
İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır demiş atalarımız. Ne de güzel demişler.
Bir zamanlar izlenme rekorları kıran Kurtlar Vadisi dizisindeki Çakır, senaryo gereği ölünce gazetede anma ilanı veren vatandaş bizden değil mi?
Aşk-ı Memnu dizisinin VEDA’sı, “Televizyon başındaki her dört kişiden üçü Bihter’in sonunu bekledi” diyerek ana haberlere konu olmamış mıydı? Vatandaşı suçlayacak bir tek lafım yok. Çünkü asıl haber, aynı gün Meclis’te Karayolları Yasası ile ilgili yapılan oturumda yaşananlardı. Meclis meclis olalı böyle hareketlilik görmemiştir herhalde. Söz alanın, soru soranın olmadığı, karar yeter sayısı sağlamakta güçlük çekildiği, milletvekillerinin oy verip hemen salonu terk ettiği, hatta çoğunun kabul ettiği yasanın içeriğinden bile bihaber olduğu bir oturum.
Gündemi meşgul eden asayiş olayına gayet ciddi bir şekilde “Arka Sokaklar’da olsa yüz kere çözmüşlerdi” diyerek yorum getiren teyzenin sözlerini başkasından duymadım ben, kendim bire bir şahit oldum. Gerisini siz düşünün artık.
*
10 yıl önce durum neyse bugün de aynı değil mi?
Milletvekili olup da iki kelimeyi bir araya getirmeye aciz isimler hala daha yok mu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde?
Ya da yıl boyunca bir kez olsun soru önergesi vermeyenlere ne demeli! Her şey güllük gülistanlık da bizlerin mi haberi yok?
Mesleği ile alakası olmayan bakanlıklara atanan isimler olmadı / olmuyor mu?
Yıllar içerisinde oturmuş bir eğitim sistemimiz neden olmadı / olamadı?
Boyut atlayıp Sağlık Turizmi’nden bahsediliyor ama hem vatandaş hem de doktor sistemden neden rahatsız?
Evde çocuğunu, sınıfta öğrencisini idare edemeyenlere “idareci” sıfatı verilerek koca bir okulun sorumluluğu verilmedi mi / verilmiyor mu?
İşi ehline bırakmadığımız sürece bu liste siz de çok iyi biliyorsunuz ki uzar gider.
*
İsteyen istediği oyunu oynasın, istediği filmi çevirsin, at gözlüklerini kendi elimizle çıkarıp “gerçek dünyaya” bakmadığımız, bakmak istemediğimiz, kişisel çıkarlarımızı toplumsal çıkarlarımızın üstünde tuttuğumuz sürece bu komedi filmi final yapmaz!
Konumu ne olursa olsun hiç kimsenin aklımızla oynamayacağını / oynayamayacağını kabul edelim ve suçlu aramaktan vazgeçelim artık.
Piyon olmadığımızı, görüşü ne olursa olsun kimsenin kuklası olmadığımızı, sanal sahnelerle bizleri meşgul edemeyeceklerini kabul edip ona göre adım atmalıyız. Aksi takdirde gündemi olabildiğince meşgul eden “GEÇÇEK” sözü ütopya olarak kalacaktır.
Peki, siz ne düşünüyorsunuz, geççek mi dersiniz?