- Oktay Çayırlı
- Kasım 18, 2025
Yükleniyor...
Kitapları severim. “Çılgın Kalabalıktan” uzaklaşmak istediğimde acil durumda kırılacak camdır kitaplar benim için. Görmek, duymak, yaşamak istemediğim anlarda yerimden kalkmadan gizli bir dünyaya çekerler beni. Kitapları severim.
Ben bir “kitapseverim”. Kitapları sadece anlattıkları şeyler için ya da yazarları için sevmem; kitapların kapaklarını, yazı puntolarını, kâğıdının hamurunu, kokusunu da severim.
Okurum, bazılarını tekrar okurum. Okurum, hepsiyle farklı bir bağ kurarım. Okurum bazılarını yıllar geçse de unutmam, bazıları silinir gider. Okurum, bazı kitapların kahramanlarıyla arkadaş olurum, bazı kitapların yazarlarıyla. Bazılarının dilini çok severim, bazılarının anlatımını. Her biri ayrı bir emek ürünü, her biri ayrı bir hazine, her biri ayrı bir dünya, her biri ayrı bir kıymet.
Kitapları(mı) severim!
Okumayı severim!
Okuma-yazma öğrendiğim andan itibaren sevdim okumayı. Kitap okumayı sevdim, kitap seçmeyi sevdim, kitap almayı sevdim. Beni [gerçekten] farklı dünyalara götürdü kitaplar. Cesur Yeni Dünya’da (Aldous Huxley) 26. yüzyılın Londra’sında yaşadım, Yüzüklerin Efendisi’nde (J.R.R. Tolkien) Orta Dünya’da, Ütopya’da (Thomas More) parasız bir ada ülkesinde.
Beni farklı kültürlere götürdü kitaplar. Kavgam’da (Karl Ove Knausgaard) Norveç’in 1980’lerdeki eğitim sistemine bile imrendim, sağlık sistemine hayran oldum. Miras’ta (Vigdis Hjorth) anladım ki veraset kavgaları ne sınır ne kültür tanıyor. Dune’da ( Frank Herbert) yüzyıllar sonrasında bile dini kullananın gücü ele geçirdiğine şahit oldum hayıflanarak.
Klara ile Güneş (Kazuo Ishiguro) çocuklarla arkadaşlık yapmaları için üretilen ‘yapay zekâ çocukların’ dünyasına ve sahipleriyle kurdukları bağa tanıklık etmemi sağladı. Bildiğimiz Dünyanın Sonu’nda (Erlend Leo) mevcut sistemden, şehirden, ailesinden kaçıp bir süre ormanın derinliklerinde yaşayan Doppler’in şehre dönüşünde hiçbir şeyin bıraktığı gibi olmadığını görmesi en az onun kadar beni de şaşırttı. Mahcubiyet ve Haysiyet’te (Dag Solstad) edebiyat öğretmeni Elias Rukla yıllardır yaptığı gibi sevdiği bir eseri bir sınıf dolusu ilgisiz lise öğrencisine ve bana heyecanla yorumlamaya başladı. Fakat işler yıllardır devam ettiği gibi gitmedi. Bu ders Rukla’nın kendini, evliliğini, toplumu sorgulamaya başlayacağı bir krize yol açtı.
Bu isimler benim zengin dünyamın sadece çok küçük bir kısmı. İsveç’ten, Norveç’ten, İngiltere’den, Japonya’dan… “arkadaşlarımın” çok çok zengin, çılgın ve güçlü hayal dünyalarının bir bölümünün misafiriyim kitaplar sayesinde. Eğer siz de dünyanın bir ucundan diğer ucuna gitmek, 21.yy dan çok çok öncesinde ya da sonrasında zamanlara seyahat etmek isterseniz, yeni arkadaşlar edinmek isterseniz, ufkunuzu genişletmek isterseniz, daha farklı bir fikir dünyanız olsun isterseniz okuma koltuğunuzdan kalkmadan masrafsızca bu deneyimleri yaşayabilirsiniz kitaplar sayesinde.
Kitapları severim. “Çılgın Kalabalıktan” uzaklaşmak istediğimde acil durumda kırılacak camdır kitaplar benim için. Görmek, duymak, yaşamak istemediğim anlarda yerimden kalkmadan gizli bir dünyaya çekerler beni. Kitapları severim. Çok yalnız, yapayalnız olduğum anlarda büyük şehirlerden, küçük köylerden, farklı galaksilerden odama konuşabileceğim, özgürce eleştirebileceğim, yargılayabileceğim, tartışabileceğim, gülebileceğim arkadaşlarımı getiren bir köprü kurarlar.
Kitapları severim. Kitap okumayı severim. Okuduğum kitapları eş-dostla paylaşmayı severim. Sizinle de paylaşmak istedim.