- Dolar: 44.9377 - Euro 52.5355
EUR Alış: 52.5355
EUR Satış: 52.7460

Çocuk, Genç ve Spor

Aslında bir süredir hayal edilen ancak o günkü şartlar altında gerçekleşmesine bir türlü tam olarak imkan tanınmayacak medeniyet ve vatandaşlık hayalleri için en önemli zemini yaratıyor Türkiye Cumhuriyeti kurucu kadrosu: Cumhuriyet ve Egemenlik.


  • Sonnur Baş - Mayıs 1, 2022 -




Nisan ve Mayıs aylarının gelişi baharın müjdecisi olurken, iki adet milli bayramın arka arkaya gelmesi ile de yoğun bir ajandamız oluyor ülke içinde. Özellikle bir bayramın çocuklara, diğerinin de gençlere adanmış olması, genç nüfusu çok yüksek olan ülkemizde her sene bir şenliği de beraberinde getiriyor. Bayramların ülke tarihi açısından önemini, Kurtuluş Savaşı ve ardından gelen egemenlik mücadelesini hepimiz ziyadesiyle biliyoruz. Ancak Türkiye’de milli bayramlar sadece bunları anlatmıyor. Bağımsızlık ve egemenliğin sembolü olan bayramların, sadece bir kurtuluş ya da kuruluş günü ile sınırlı kalmayıp, bir toplum için fazlaca önem arz eden “çocuk”, “genç”, “spor” kavramlarıyla ilişkilendirilmiş olması aslında çok kıymetli. Peki diğer pek çok dünya ülkesinden farklı olarak Türkiye’de neden çocuklara, gençlere ve ülke sporuna bir bayram ithaf etme isteği hissedilmiş?
Birkaç sene önce Füsun Üstel’in “Makbul Vatandaşın Peşinde” adlı kitabını okurken bu sorular üzerine düşünmeye başlamıştım. Kısaca tarihi bilgi vermek gerekirse, aslında spora ve gençlere bayram adama fikri, çok daha erken yıllarda ortaya çıkıyor. Osmanlı’nın son yılları, her ne kadar Dünya savaşı ve ülke işgallerinin arasında siyasi olarak oldukça hararetli geçse de, yüzlerce yıllık imparatorluk tarihinde ilk kez “vatandaş yetiştirme” ajandası bu denli önem kazanıyor. İdeal vatandaş kimdir, nasıl olmalıdır? İdeal vatandaş nasıl bir eğitim düzeyine, konuşma becerisine, mesleki yeterliliğe, aile yapısına sahip olmalıdır gibi sorular ilk kez bu kadar yoğun olarak ortaya atılıyor. II. Meşrutiyet’ten başladığı varsayılarak, ülkede vatandaşlık kavramı üzerine çalışmalar ve planlamalar başlıyor. Aslında çok kıymetli bazı fikirler de var. Ancak tahmin edileceği üzere hem çoğu fikrin ilk defa ortaya atılıyor olmasının verdiği tecrübesizlik ve yavaşlık, hem de dünyayı bunaltan krizler, savaşlar ve işgaller bu soruları ya erteliyor ya da minimum düzeyde cevaplamaya çalışıyor. Sonuç olarak, Osmanlı Devleti’nin, tüm halka yayılmış yoğun bir vatandaşlık programı olduğunu söylemek çok güç.
Ancak yine de “Çocuk Bayramı” ve “Spor Bayramı” fikirlerinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun öncesine dayandığını söylemekte fayda var. Özellikle spor bayramı, “İdman Bayramı” adı altında, Osmanlı Devleti’nin son yıllarında kutlanmaya çalışılıyor. Aynı zamanda devlet arşivlerinde bir çocuk bayramına ihtiyaç olduğundan bahseden fikirler ve bu yolda alınmaya çalışılmış kararlar da mevcut. Mustafa Kemal’in ve arkadaşlarının da aslında sadece askeri personel değil, Türkiye’de medeniyet inşasına önemli katkı verecek gruplar içerisinde yetişmiş devlet erkanı adayı olduklarını düşünürsek, bu fikirlerden etkilenmemiş olmaları herhalde imkansız olurdu. Aslında bir süredir hayal edilen ancak o günkü şartlar altında gerçekleşmesine bir türlü tam olarak imkan tanınmayacak medeniyet ve vatandaşlık hayalleri için en önemli zemini yaratıyor Türkiye Cumhuriyeti kurucu kadrosu: Cumhuriyet ve Egemenlik.
Kurgulanmaya çalışılan bu vatandaşlık kavramında, vatandaşlık bağının gücü bireyin ahlaki olgunluğu, erdemliliği temelinde kurgulanır. Vatandaşın bireysel ahlaki olgunluk ve medenilik derecesi, vatandaşlık bağının meşruiyetinin de temel belirleyicisi olmaktadır. Füsun Üstel, Cumhuriyet’in ilk yıllarını şu şekilde özetliyor: Cumhuriyetin makbul yurttaş profili, bir yandan medenilik (civilite), diğer yandan ise yurtseverlik (civisme) eksenleri üzerinde inşa edilmek istenmiştir. Amaç, medeni ve yurtsever yurttaşın yaratılmasıdır.
O nedenle aslında bu bayramların bir öneminin de bize miras bırakılmaya çalışılmış bazı vatandaşlık hakları ve sorumlulukları olduğunu düşünüyorum. Yıllardır hayali kurulan, Cumhuriyetin ilanı ile hız kazanmış bu politikaları da her daim aklımızda bulundurmamız, üzerine düşünüp sorgulamamız gereken kararlardır bence. Makbul vatandaşın ve ülkenin peşinde bir yılını daha devirmiş olan bağımsızlık ve egemenlik mücadelesini kutluyorum, hepimize iyi bayramlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir





İlginizi Çekebilir