- Oktay Çayırlı
- Kasım 18, 2025
Yükleniyor...
Güç; ne makam ile sahip olunan ne de para ile satın alınan bir kavramdır. Güç; üretmektir, emek harcamaktır. Güç, alın teridir.
Yıl 2020…
Flos Olei’nin 2020 yılı değerlendirmesiyle oluşturulan ve 2021 yılı kataloğunda yer alacak olan dünyanın en iyi 500 zeytinyağı listesi açıklandı. Türkiye’den 9 marka listeye girmeye hak kazandı. Listede yer alan dokuz markadan biri Milaslı üretici, zeytin emekçisi Ali Osman Menteşe’ye aitti…
Bu başarı elbette ülke genelinde büyük yankı uyandırdı, göğsümüzü kabarttı. Hatta öyle ki Muğla Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü “Bir Başarı Hikâyesi” projesinin 3. bölümünü Ali Osman Menteşe’ye ayırdı. Hazırlanan video “Bir Başarı Hikâyesi Projemizin üçüncü bölümünde konuğumuz Menteşe SOM Zeytinyağı işletmesinin sahibi, üreticimiz Ali Osman Menteşe’nin başarılarla dolu zeytin ve zeytinyağı hikâyesini siz değerli izleyicilerimizin beğenisine sunuyoruz” ifadeleriyle 27 Eylül 2021 tarihinde yayına verildi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü hizmet binasının dinlenme alanlarında yer alan ekranlarda tekrar tekrar yayınlandı.
*
31 Mart 2022 Perşembe…
Yer, İkizköy Akbelen Ormanı. Maden ocağı açmak için asırlık zeytin ağaçlarını hedef alanlara karşı “Zeytinime Dokunma” diyen vatandaşlara sert müdahalede bulunuldu, gözaltına alınan vatandaşlarımız oldu.
*
1 Nisan 2022 Cuma…
“Zeytinin Zeytinyağına Kaliteli ve Kayıpsız Yolculuğu Projesi” kapsamında 2019 yılında ilki düzenlenen Zeytinyağı Kalite Yarışması’nın üçüncüsü düzenlendi. Muğla Valiliği tarafından da desteklenen 3. Zeytinyağı Kalite Yarışması Ödül Töreni, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi 15 Temmuz Şehitleri Salonu’nda gerçekleştirildi. Katıldığı her yarışmadan ödülle dönen, söz konusu üretimse muhakkak kendisine söz hakkı verilen Milas’ın sevilen marka ismi Ali Osman Menteşe de ödül töreninde kendisine söz hakkı verilen isimlerden biri oldu. Bu noktada özellikle belirtmek istiyorum ki, Ali Bey söz istemedi, kendisine program dahilinde söz hakkı verildi.
*
Ali Osman Menteşe ömrünü zeytin ağacına, zeytinyağı üretimine adamış biri olarak konuşmasında Akbelen’de yaşananlara kayıtsız kal(a)madı ve “Biz zeytinciler şu sıralar biraz hüzünlü ve endişeliyiz. Bu da şundan kaynaklanıyor. Tahmin edeceğiniz gibi 1939’dan bu yana kanunla korunan zeytinlerimiz, şimdi yönetmelik değişikliğiyle bir saldırıyla karşı karşıya. Neyin ne zaman olacağını bilmiyoruz. Hangi zeytinliğin altında maden aranacak? Hangi zeytinliğe ne zaman greyder gelecek? Bu bizi hüzünlendiriyor, endişelendiriyor” sözleriyle de duygularını dile getirdi.
İstiklal Marşı’mızın “Arkadaş yurdumu alçaklara uğratma sakın/Siper et gövdeni dursun bu hayâsızca akın” mısralarını da “ZEYTİNCİ, ZEYTİNLİĞİNİ ALÇAKLARA UĞRATMA SAKIN/SİPER ET GÖVDENİ DURSUN BU HAYÂSIZCA AKIN” diye değiştirerek konuşmasını tamamladı.
Bu sözler, protokole “fazla” geldi, herkes buz kesti. Sonrasında Ali Osman Menteşe’ye verilecek ödül birdenbire “puf” diye yok oldu esamesi bile okun(a)madı.
*
Evettt… Bunca anlattıklarımdan sonra asıl soruya gelelim…
Bütün bu gelişmeleri neden sizinle tekrar paylaşma gereksinimi duydum?
Gerçek gücün ne olduğunu görelim, görün istedim çünkü.
Güç; ne makam ile sahip olunan ne de para ile satın alınan bir kavramdır.
Güç; üretmektir, emek harcamaktır.
Güç, alın teridir.
Güç, konuşmaktır. Gerçekleri, doğru bildiklerimizi haykırabilmektir.
Güç, birileri tarafından size verilmez; siz onu çalışa çalışa, tırnaklarınızla kazıya kazıya elde edersiniz.
Ve o gücü elde ettiğiniz anda “korku”, “çekince”, “güvensizlik” duyguları yok olur gider.
*
Ali Osman Menteşe, elindeki gücün farkında olan değerli bir isimdir.
Konuşması hesaplanmış, önceden yazılıp çizilmiş sözlerden oluşmamıştı.
Kimsenin silahşörlüğünü yapmadı, kimseye yaranmaya çalışmadı.
Kürsüye çıktı ve zeytin ağacına olan vefa borcunu ödedi.
Konuşmasıyla ölmez ağacının dili oldu.
Susmadı, görmezden gelmeye çalışmadı, kulağının üstüne yatmadı.
“Benim tuzum kuru” demedi.
Ezber sözlerle konuşmadı.
İçinden geçen, doğru bildiği neyse “nahif” bir ses tonuyla anlattı, anlatmaya çalıştı.
Aslında sadece ömrünü adadığı ağacın yüceliğini anlatmak, o ağaca ömrünü adayan tüm insanoğlunun ortak sesi olmak istedi.
*
Amma velakin söylenen sözler birilerini memnun etmedi. Ali Osman Menteşe’ye takdim edilmesi gereken ödül de “yok oldu” gitti. İşte o an Zeytinyağı Kalite Yarışması da bütün anlamını, değerini, inandırıcılığını yitirdi. Çünkü arananın “kalite” olmadığı uygulamalı olarak tüm kamuoyuna gösterildi.
Oysa madalyonun diğer tarafına bakıldığında Ali Osman Menteşe’ye “hak ettiği” ödül verilip, konuşmasında söylediği sözlerin gerçekleri yansıtmadığı (!) gerekçeleriyle açıklanabilir, tedirgin günler geçiren vatandaşların da yüreklerine su serpilebilirdi.
*
Gündem olan bu tatsız, üzücü vakanın ardından merakla soruyorum şimdi…
Birileri de çıkıp “Hak edilmiş bir ödül nasıl olur da iptal edilir” demeyecek mi?
Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat’ın dışında konuyu neden hiçbir siyasi gündeme getirmedi ya da getirmek istemedi?
İktidarı zaten geçtim de, muhalefet partilerinin milletvekilleri konu hakkında neden tek bir kelime söyleme gereksinimi duymadı?
Organizasyonun hazırlanmasında emeği geçen kurumlar, yaşananlar hakkında tek bir kelime söyleme zahmetinde bulunmayacaklar mı?
*
Sonuç olarak, hepimizin çok iyi bildiği, belki birilerinin bildiği ama işine gelmediği bir gerçek var ki; tüm bu yaşananlarda rolü olanların vakti zamanı gelince unutulup gideceği ama zeytin ağaçlarının, zeytine emek veren Ali Osman Menteşe gibi ‘güç’ sahibi emekçilerin isimlerinin ölümsüz kalacağıdır.