- Dolar: 47.1317 - Euro 53.6575
EUR Alış: 53.6575
EUR Satış: 53.8725

Akbelen’de 3. Yıl Buluşması

İkizköy Mahallesindeki Akbelen Ormanı’nda üç yıldır süren yaşam mücadelesi, 24 Temmuz Cuma günü düzenlenen buluşmayla yeniden Türkiye’nin gündemine taşındı.


  • Umut Milas - Temmuz 25, 2026 -




Türkiye’nin dört bir yanından yaşam savunucuları, köylüler, çevre örgütleri ve demokratik kitle örgütleri Akbelen’de bir araya gelerek hem direnişin üçüncü yılını andı hem de maden ve zeytinlik düzenlemelerine karşı ortak ses yükseltti.

Organizasyon komitesinin hazırladığı afişte “Yasa Şirketlerin, Topraklar Bizim” sloganı öne çıkarken, “7554 sayılı talan yasasının yıl dönümünde ülkenin her yanında bir araya geliyor, birliğimizi ve mücadelemizi büyütüyoruz” ifadeleri yer aldı.

Akbelen Ormanı’nda yapılan buluşmada İkizköylülerin yanı sıra Karadeniz’den Ege’ye, Akdeniz’den İç Anadolu’ya kadar farklı bölgelerde yaşam alanlarını savunan köylüler ve çevre platformları ortak kürsüde buluştu. Etkinlikte maden projeleri, zeytinlikleri tehdit eden düzenlemeler, su kaynaklarının korunması ve kırsalda yaşamın sürdürülebilirliği ele alındı.

ESRA IŞIK: “AKBELEN BU ÜLKENİN VİCDANIDIR”

Akbelen direnişinin simge isimlerinden Esra Işık, yaptığı açıklamada “Bugün 24 Temmuz 2026. Bundan tam 1 yıl önce, kamuoyunda maden ve talan yasası olarak bilinen 7554 sayılı kanun resmi gazetede yayınlandı ve yürürlüğe girdi.  Bizler köylerimizden, yaşadığımız yerlerden yola çıkıp Ankara’ya gelmiş, defalarca tepkimizi göstermiş, günlerce TBMM yakınında bulunan Cemal Süreyya Parkında nöbet tutmuş, bu yasayı neden istemediğimizi sebepleri ve olası sonuçlarıyla anlatmaya çalışmıştık. Şirketlerin “kamu yararı” adı altında dağımıza, köyümüze, topraklarımıza el koymasının önünü açan, ormanlarımızı, meralarımızı, zeytinlerimizi maden ve enerji faaliyetlerine kurban eden bu yasa ile dönüşü olmayan bir yola girilmek isteniyor. Gerçek kamu olan biz bu ülkenin köylülerinin, yurttaşlarının çıkarları hiçe sayılıyor. Geçim kaynaklarımızı, yüz yıllardır yaşadığımız köylerimizi, yaşam alanlarımızı, topraklarımızı terk etmemiz isteniyor. Şirketlerin rantını katlayacak halkın ise hızla yok oluşuna zemin hazırlayacak yasanın geçtiğimiz yıldan bu yana bir yıl içinde etkilerini hep birlikte yaşadık. Yüzlerce şirket ihalesi yapıldı, binlerce hektarlık alan ülkenin dört bir yanında maden ve enerji şirketlerine tahsis edildi. Ormanlarımız, zeytinliklerimiz, topraklarımız talan edildi. Bir yıldır yürürlükte olan bu yasa ile anayasa ve doğa koruma yasaları yok sayılıyor, yasalar önünde eşit yurttaşlık ilkesi açıkça çiğneniyor! Biz bunu kabul etmiyoruz! Kamu biziz! En başından beri söylediğimiz gibi, bu yasa şirketlerin yasasıdır. Bu yasa köylünün, çiftçinin, toprakların, ormanların ölüm fermanıdır” dedi.

AYM BİR AN ÖNCE YÜRÜTMEYİ DURDURMALIDIR

Konuşmasını taleplerini yeniden dile getirerek sürdüren Işık, “Bugün ülkenin dört bir yanında alanlardayız, nöbetteyiz, eylemdeyiz! Maden ve enerji yasası bu ülke insanının, topraklarının kaderi olmayacak. Sonuna kadar direneceğiz! Asla vazgeçmeyeceğiz! Ayaktayız, Muğla’dan, Ordu’ya, Muş’tan, Sivas’a, Çanakkale’den, Giresun’a, Hatay’dan, Uşak’a, Tokat’tan, Eskişehir’e, Artvin’den, Bingöl’e, Munzur’dan, Manisa’ya, Aydın’dan Bursa’ya mücadele eden köylülerin ve yöre halkının sesini duyuran köylü kürsüsünde buluşuyor, köy dayanışmasını ve mücadeleyi büyütüyoruz. Taleplerimiz açık ve nettir. Geri dönüşü olmayan yıkım ve tahribatlar yarattığı için Anayasa Mahkemesi’nde açılan dava bir an önce görülmelidir. AYM bir an önce yürütmeyi durdurmalıdır. Anayasa’ya aykırı olan 7554 nolu kanunu iptal etmelidir! Tarımsal faaliyetlerimizi, köylerde yaşama hakkımızı, ormanlarımızı, zeytinlerimizi koruyacak ve güvence altına alacak bir yasa derhal çıkartılmalıdır. Direnmeye, mücadeleye devam edeceğiz. Asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir





İlginizi Çekebilir