- Oktay Çayırlı
- Kasım 18, 2025
Yükleniyor...
“Keşke ahlak, sizin gibilerin dillendirdiği gibi bir kadının eteğinin boyuyla, saçının rengiyle, siyasi görüşle, gittiği okulla, kaldığı yurtla, dinlediği müzikle şekillenseydi.” …
Malumunuz son günlerde gündem “Melek Mosso”. Aslında ülke olarak o kadar fazla sorunumuz var ki, her birini yazdık, çizdik, çözdük… Sonuç itibariyle sıra Melek Mosso’ya kadar geldi. Üstelik bir de ‘ahlak’ kavramı üzerinden. Sonuç itibariyle dertsiz tasasız, refah seviyesi yüksek ‘gül’ gibi geçinip giden bir ülke olduğumuz için dertsiz başımıza dert aramakta da zaman içerisinde ustalaştık… Ustalaşmakla kalmadık tescilledik, üzerine de mum diktik.
*
3-5 Haziran tarihleri arasında düzenlenen Isparta Gül Festivali’nde konser vereceği açıklanan Melek Mosso, Milli Gençlik Vakfı ve Anadolu Gençlik Derneği Isparta Şubesi’nin yaptığı basın açıklamasıyla “ahlaki erozyona sebep verme, gençleri ahlaksızlığa özendirme” gerekçeleriyle hedef haline getirildi.
Yaşanabilecek tatsız tuzsuz olayların önüne geçmek için de konser iptal edildi. (!)
Alınan iptal kararına, “yanlıştan dönülmesi gerektiği” ifadesi bir kez daha yinelenerek teşekkür edilmesi ile de yaşananlar taçlandırıldı.
*
Şimdi basın açıklamasında geçen ‘ahlaksızlık’ kavramının sözlük anlamının ne olduğuna bir bakalım.
“Ahlak kurallarına uymayan, dürüst davranmayan, kötü huylu, terbiyesiz.”
Peki, ‘ahlak’ neydi?
“Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre”
“İnsanın doğuştan getirdiği ya da sonradan kazandığı birtakım tutum ve davranışların tümü.”
Bu durumda ağzımızdan çıkan her bir kelime ‘ahlak’ ya da ‘ahlaksızlık’ ile bağdaşır. Kurduğumuz cümleler davranışlarımızın, zihniyetimizin yansımasıdır sonuç itibariyle.
Bir insanı cinsiyeti, dili, dini, ırkı ne olursa olsun dış görünüşü ve düşünceleri nedeniyle ‘ahlaksızlık’la itham etmek, bunu dile getirmek hiç kimsenin harcı değildir. Bir kadın üzerinden sözde ahlak dersi vermeye çalışmak ise en büyük ahlaksızlıktır. Yapılan basın açıklamasına ahlaksızlığa özendirecek unsurlar da kalem kalem eklenseydi de, “dervişin fikri neyse zikri de o olur” sözü ‘cuk’ diye yerine otursaydı.
*
İnsanın gözünün içine baka baka yalan söylemektir ahlaksızlık.
Yetim hakkı yemektir ahlaksızlık.
Çocuğuna, komşusuna sapkın gözlerle bakmaktır ahlaksızlık.
Çalmaktır ahlaksızlık.
Evladının gözü önünde bir anneye şiddet uygulamaktır ahlaksızlık.
Farklı görüşteki kişilere tükürük saça saça hakaret etme cesareti göstermektir ahlaksızlık.
Emeği hor görmek, insanı küçümsemektir ahlaksızlık.
Parası olana iyi, olmayana kötü olmaktır ahlaksızlık.
*
Keşke ahlak, sizin gibilerin dillendirdiği gibi bir kadının eteğinin boyuyla, saçının rengiyle, siyasi görüşle, gittiği okulla, kaldığı yurtla, dinlediği müzikle şekillenseydi.
Ötekileştirerek, kendinizce ‘namus’ tanımı yaparak, hedef göstererek, toplumu kışkırtarak, sözde ahlak bekçiliği yaparak kendi kapsama alanınız dışına çıkamayacağınızı anlamanız şu an için imkânsız görünüyor.
Bu durumda asıl sorumluluk sizin gibi olmayanlara/olmak istemeyenlere düşüyor!
*
Bir ‘kadın’ olarak bir kez daha dillendirmek istiyorum;
Hiç kimsenin namus bekçiliğimi yapmasına bu güne kadar izin vermedim, bundan sonra da vermem.
Eteğimin, şortumun boyu, denize girerken ne giydiğim sadece beni ilgilendirir, sizi değil. Canım ister diz üstü, canım ister ayak bileğimde giyerim.
İster sabahın köründe yürüyüşe, ister akşamın bir vakti arkadaşıma oturmaya giderim. Namusun saati var da ben mi duymadım onu bilemedim?
Kadınım ya hani, arkadaşlarım da illa kadın olacak diye bir kanun mu var? Benim aklım arkadaşlık ilişkilerimin seviyesini yönetmeye yetecek kadar var? Sizin gibilerin yol göstermesine bu güne kadar ihtiyacım olmadı, bundan sonra da olmayacak!
Kadın aklımızla her zorluğun üstesinden gelebiliriz. Yeter ki çirkin söylemlerinizi, çirkin bakışlarınızı, çirkin etiketlerinizi uzak tutun üzerimizden.
*
Ülke olmuş yangın yeri.
Herkes ekmeğinin derdinde.
Üretici, üretemediğinden yakınıyor.
Tüketici, alamamaktan yakınıyor.
İşveren, rakamlarda istikrar istiyor.
İşçi, emeğinin karşılığını istiyor.
Genci, özgürlük diyor.
Yaşlısı, huzur diyor.
Vatandaş ‘YETER’ diyor.
Muhalefet ‘Geliyor Gelmekte Olan’ diyor.
İktidar ‘Hedef 2023’ diyor.
Olan yine vatandaşa oluyor, yine vatandaşa oluyor.
*
Birileri de kalkmış ahlak dersi vermeye çalışıyor.
Boşa gazel okumayın, unutmayın adam olmayana/lafını bilmeyene ‘sen kimsin, haddini bil’ derler!