- Oktay Çayırlı
- Kasım 18, 2025
Yükleniyor...
Zeytincilik, dolayısıyla zeytinyağcılık çok ilginç bir uğraştır. Eskiler “Paçasına bir kez zeytinyağı bulaşan bir daha ondan sıyrılamaz.” derler. Geçimlerini sağlamak için zeytincilikle uğraşan kişilerin, para kazanamadıkları dönemlerde bile ondan kopamamaları, ailesi bir zamanlar bu işle uğraşmış olanların, yani paçasına yağ bulaşanların, sektöre bir şekliyle dönüp, sıkılmak üzere henüz kırılmış taze zeytinlerden gelen o yeşil çimen, çağla badem, kekik dolu hayat kokusunu içlerine çekmek için yanıp tutuşmaları hep bu yüzdendir.
Uğur Özen – Muğla Ticaret Borsası Meclis Başkanı
Tüm şifa veren özelliklerinin yanında, son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar; sızma zeytinyağının bebeklikte beyin ve sinir sistemi gelişimini desteklerken, yaşlılıkta da yaşlanmanın beyin fonksiyonları üzerindeki etkilerini geciktirerek “Demans ve alzheimer” hastalıklarını önlemeye yardımcı olduğunu göstermiştir. Beynimiz “Serotonin ve dopamin” gibi “Mutluluk verici hormonlar”ın yeterli miktarını alamadığında kişide duygu durum bozukluğu ve depresyon hali ortaya çıkabilmektedir. Sızma zeytinyağının hormon dengeleyici ve anti-enflamatuar etkisi ise bu durumu kontrol altına almakta, dolayısıyla insana mutluluk vermektedir.
Sanırım zeytin ağacının tüm kadim kaynaklarda ölümsüzlük ile özdeşleştirilmesi ve zeytinyağının insanı mutluluk ve şifaya ulaştıracağı düşüncesi, daha üretim aşamasında insan beyninde tanımlanmakta, sonrasında zeytinyağı tüketilip sağlık ve mutluluk ile ilgili beklentiler karşılandığında da bu öğreti genetik olarak gelecek nesillere aktarılmaktadır. Yazımın başında belirttiğim zeytin ve zeytinyağı ile uğraşan kişilerin ve onların nesillerinin sektörden kopamamalarının, hatta zeytin ile olumlu ve olumsuz her durumda mutlu olmalarının mantıklı tek açıklaması bu olabilir.
Zeytinin anavatanı olan Milas’ta, uzun zamandır zeytincilik adına güzel şeyler olmaktadır. Her yıl Kasım ayında düzenlenen Milas Zeytin Hasat Şenliği ve Mart ayında düzenlenen Milas Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı ile üretici ve tüketicilerimiz bilinçlendirilmekte; Milas Memecik Zeytinin ve Zeytinyağının tüm dünyada hakettiği yere ulaşması için ilgili tüm kurumlarca müthiş bir çaba gösterilmektedir. Milas’lı zeytinyağı üreticileri ise, fenolik bileşikler ve antioksidanlar açısından ülkemizdeki tüm bölge, hatta diğer ülke zeytinyağlarından açık ara üstün olan Milas Memecik Zeytinyağı ile aldıkları büyük ödüllerle bu çabaları vargüçleriyle desteklemektedirler.
Biz Milasımız’da insanoğlundan çok daha önce de var olduğu için coğrafyamızın gerçek ev sahibi olan ve “Neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık veren, nur saçan” Zeytinimizi keşfetme ve hasat şenlikleri ve fuarlar ile öğrendiklerimizi kitlelere aktarma çabasındayken ülkemiz genelinde zeytincilikle ilgili zaman geçirmeden çözülmesi gereken çok önemli sorunlar bulunmaktadır.
Sektördeki en büyük sıkıntı, “Zeytinyağlı yağ üretmek” diye tanımlayabileceğimiz “Tağşiş yapılması”, yani “Zeytinyağını kendisinden olmayan ya da kendisinden olup, maddi değeri daha düşük olan bir yağ ile karıştırarak sahte ürün elde edilmesi, hile yapılmasıdır”. Bu sahtekarlık ile ilgili olarak ne yazık ki yasal yaptırımlar yetersiz kalmakta, piyasada dolaşan yemeklik zeytinyağının büyük bir kısmını bu tarz “Zeytinyağlı yağlar” oluşturmaktadır. En kötüsü bu tarz karışımlarda ucuzluğundan dolayı, yetişirilmesinde kullanılan kimyasallar ve içeriğinde bulunan “Gossypol” isimli doğal zehirden dolayı hiçbir şekilde gıda ürünü olarak sınıflandırılmayan pamuk yağı gibi, zeytinyağı ile özgül ağırlığı aynı olup karıştırılabilen yağlar da kullanılabilmektedir. Bu gibi durumlar insan sağlığı için çok büyük tehlikeler oluşturmaktadır.
Mutfağında kullandığı eti, domatesi, kurufasulyesi ile övünen bir çok restoran ve otel, mutfağının ana unsuru olan zeytinyağını ihmal etmekte; maliyet kaygısıyla ucuz olan bu hileli “Zeytinyağlı yağlar”a yönelebilmektedir. Böyle bir durumda kişinin evine en iyi zeytinyağını alarak sağlıklı beslendiğini düşünmesi sadece kendini kandırması olacaktır. Topluma gıda sunan restoran, otel, café gibi işletmelerin yemeklik yağlar konusunda bilgi düzeylerinin arttırılması ve hileli zeytinyağı kullanımının en az satışı kadar ağır yasal yaptırımlara tabi tutulması gerekmektedir.
Ülkemiz kuzeyde Çanakkale’den başlayarak güneyde Hatay’a değin, büyük bir kısmı doğal bitki örtümüz olmak üzere, çiçeklendiklerinde gelin misali süslenen zeytin ağaçları ile kaplıdır. Zeytin Anadolu’da da tarihi boyunca hep mutluluğun ve iyiliğin sembolü olmuştur. Osmanlı döneminde, başta III. Selim’in annesi Mihrimah Sultan olmak üzere bir çok hayırsever Muğla, Aydın, İzmir, Çanakkale ve Balıkesir’de 29 bin dönüm alana yayılmış 304 bin adet zeytin ağacından oluşan çok sayıda zeytinlik tesis ederek, bunları fakirlerin yararlanması için kurdukları vakıflara, gelir kaynağı olması amacıyla hibe etmişlerdir. Sonrasında genç Türkiye Cumhuriyeti Atatürk’ün olağanüstü öngörüsüyle 1927 yılında “Zeytincilik Kanunu Layihası” çıkartarak, zeytinciliğe bir devlet politikası olarak sahip çıkmıştır ( Tunalıoğlu, 2010).
Daha düne kadar Akdeniz Bölgesi ürünü olarak bildiğimiz zeytinyağının; Arjantin, Şili, ABD Californiya, Güney Afrika kökenli markalarının dünya pazarlarında sıkça görülmeye başladığı günümüzde mevcut zeytin ağacı varlığımızı korumamız, hatta bu konuda tekrar etkili bir devlet politikası oluşturarak, içerisinde; “Yöreye uygun zeytin ağacı dikimini desteklemenin, lisanslı depoculuk ile zeytinyağının niteliğini korumanın, zeytinyağında iç tüketimi arttırmanın, üreticilere e-ticareti ve ihracatı öğretmenin” mutlaka yer alacağı bir programı hayata geçirmemiz, uluslararası alanda rekabet gücümüzü koruyabilmemiz açısından bir zorunluluk haline gelmiştir.
Madencilik, turizm, kentsel yapılaşma, vb. gibi amaçlarla zeytinliklerin tahrip edilmesi, geri dönüşü mümkün olmayan bir “İyi, güzel, faydalı ve kıymetli olanı kaybetme” durumudur, kesinlikle izin verilmemelidir.
Daha önce de vurguladığım gibi, biz zeytin sevdalılarının zeytin ve zeytinyağına olan düşkünlüğü, bu bilge ağacın temsil ettiği o eşsiz değerlere öykünmemizden kaynaklanmaktadır; hepinizin ömrünün zeytin ağacının ömrü gibi uzun, bedeninin zeytinyağı gibi sıhhatli, yuvasının zeytin taneleri gibi bereketli olmasını dilerim, zeytinle kalın.